özgürlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgürlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

NİDA!

Elimde tuttuğum bir avuç toprağa bakıyorum
Her tanenin bir insan olduğunu düşünerek
Birleşen kum taneciklerinin yüreğini hayal ediyorum
Bir topraktan fışkıran
Aynı rüzgarın üşüttüğü canlar değil miyiz diye soruyorum?

Buğday tarlaları
Günebakanlar
Gelincikler
Başı dumanlı ağaçlar
Tüm canların kaderi sen misin toprak?
İnsanlığım acıyor
Susuyorum

NİDA!
Bugün gökyüzü mavi
Güneş göz kırpıyor bulutların ardından
Sen bunları görmedin
Dilerim daha iyi bir yerdesin
Sesin yankılansın yüreklerde!

Adına yaşam dediğimiz
Kevgire dönmüş insanlık elbisemi soyundum bugün
Yaralı, kimsesiz değildir bedenim
Asıl üryan ve sahipsiz kalan: ÖZGÜRLÜĞÜM!







Özgürlüğe Nüfuz Etmek: Eski Teraneler..

Özgür olmak!
Kimse tarafından mecbur bırakılmamak..
Kimse tarafından sınırlandırılmamak..
İşte benim özgürlüğe çizdiğim sınır bu.

Tanımlamak bile, sınırlandırmak değil mi özgürlüğü?

Eğer biri, siz aksini isterken, sizi bir şey yapmaya zorluyorsa veya istediğiniz bir şeyi engelliyorsa özgür müsünüz?

Bugün yaşadığımız, artık azatlı özgürlüktür. Azat eden ve edilen arasına sıkışmış bir özgürlük.. Azad eden kim? Azad edilen ne? Yani belirli şeylerin nasıl olması gerektiğine karar verme inisiyatifine sahip olmadan özgür olunabilir mi?



Azatlı özgürlük; düşünce ve eylem arasında ki denge olarak düşünülebilir. İnsan, düşüncede özgürdür. Düşünürken olmazları olur yapabiliriz. Düşüncenin ahlakı yoktur, o sonsuzdur. Düşüncede doğmalar yoktur, o yolsuzdur. Düşünce, işte bu nedenle köle değildir; ancak suçludur. Ben yedi yılık bir esaretten geldim. Düşünceden, düşüp geldim. Sadece bir çiy tanesiyim. Ama, zihin en büyük hapishane olduğunu çok iyi bilirim. Günaha soyunur çoğu zaman zihin. Sorar? Sorgular! Çünkü o düşünür. Eylemlerinse ahlakı vardır. İnsanı bağlayan da eylemlerdir. Bu nedenle eylemler kanundur, yürürlüktedir.
O halde eylemlerin, özgürlüğünü belirleyen nedir?

İblis ?!



Eylemleri özgür kılan İblis midir? İblis özgür müdür? Kendisi özgür olmayan eylemleri özgürleştirebilir mi? İblisin işi insanı yoldan çıkartmaksa, sadece bir misyon adamıdır. Kendi iradesi yoktur. Sınırlı bir zamanda, sadece kendine biçilen işi yapmaya mahkum edilmiştir. O halde iblis yolludur; yani, tanımlanmış bir hayatı sürer. Oysa insan yolsuzdur. Çünkü düşünendir. İnsanında, iblisinde mahkûmiyeti aslında kendi iradesidir. Ortak paydaları ise seçme özgürlüğüdür. Azatlı özgürlükteki, azatlı seçme özgürlüğü..

Yaratıcı, insan ve iblise en büyük cezayı, daha var oluş destanının başında vermiştir; seçme özgürlüğü!
Siz cezanızı aldınız mı?
Sahi siz en son kendi iradenizle neyi seçtiniz?

İblisin, mahkûmiyeti saplantılıdır. Gönüllü mü yoldan çıkmıştır sahi iblis? Kendini göstermek, ben de varım demek için illa ki kötü mü olmak gerekir? İblis belki de kendilik keşfine yenilmiştir. İblis bir ergendir! Ergenlik bireysel bir keşiftir. Ne çocuk, ne erişkin.. Sadece bir zaman dilimine sıkışmış bir nefeslik ömürdür aslında İblisinki. Kendi git ve gelleri arasında savrulup duran bir ömür. Savruluşlarda özgürlük olmaz. Bu sadece bir uçtan diğer uca arayıştır! Bulunacak nedir? Soldan sağa, sağdan sola beraber ve solo geçişlerin olduğu siyaset sahnemiz aslında bu buluntuların göstergesidir. Antik kent! Kalıntılar bize neyi gösterir! Özgürlük! Adını sıramıza yazdığımız özgürlük..

Karanlık adamların hüviyetinizi sorduğu zamanlar…. Eyvallah deyip sırtımızı dönüp gittiğimiz zamanlar…. Yüreğimizi memleket diye attırdığımız zamanlar…. Bir ulusun var oluşunun adının çetelerle kirletildiği zamanlar…. Özgürler! Ne kadar özgürsünüz?
Azatlı mısınız?

İçinde yaşamaya değer tek toplum, özgür insanların kendi kendilerini yönettiği toplumdur. Köleler ancak kendi kendilerini serbest bırakırsa özgür olabilirler. Eğer onların zincirlerini bir başkası kırarsa köle özgür değildir. Bu sefer de kendi zincirini kıran kişinin kölesi olmuştur. İnsanın özgüleşmesi için kendini keşfetmesi gerekir. Bu bir kaderdir. Günahlar ve sevaplardan öte, iblis ve melekten öte bir keşiftir bu. İnsan kendi özgürlüğü için kendini bilmelidir. İlim kendin bilmektir.
Özgürlük kendini bilmektir.



Bir şeyi gerçekten kendimiz için seçebilmek çok değerli bir yetidir. Kant, değerli olan tek şeyin rasyonel seçimler yapabilme olduğunu vurgular. Dünyada ve ötesinde, iyi istenç niteliğine sahip olmayan iyi bir şey tasavvur etmek imkânsızdır. Kant için iyi bir hayata sahip olup olmadığımızı belirleyen şey, yaşadığımız tecrübeler değil, yaptığımız seçimlerdir.

Seçimim nedir?
Benim seçimim kader yolunda yürürken ona hükmetmek değildir.
Sadece kaderimi seçebilmektir!

"Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, "ne yaparsak yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamı değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin." (Aşk Şeriatı, sf: 275 - Elif Şafak)



SİZ ABORJİNLERDEN ÖZÜR DİLEDİNİZ Mİ?


Dün akşam saatleri.. Televizyonda dünyanın en büyük filozofu Sünger Bob Kare Şort felsefelerini anlatıyor. Kan basımcım asansörcülük oynadı tüm gün boyunca.. Bi aşağı, bi yukarı.. Tam da ritmimiz metronomu yakalamışken ne oldu böyle anlamadım! İşte bu sırada heyecanlı bir ses haykırdı! Anımsarsınız sahibini “Oğlum Bana Bir Kalp Resmi Çizmiş Bugün” demiştim size.. Memleketimin ve Babam’ın adını taşıyan ve benimle aynı günde doğmuş olan oğlum seslendi..

-HALAAAAAAAAA.
-Efendim Ilgaz?
-Sen Aborjin’ lerden özür diledin mi?
- Anlamadım.. Sünger Bob mu bir şey dedi..
-Yok Hala.. Bi amca televizyonda dedi. Herhalde kötü bir şey yapmış. Özür dilerim dedi. Bir sürü insan bir sokakta toplanmıştı, gökyüzü ağlıyordu! Hepsi gökyüzünün yaşlarından korunmak için şemsiyelerin altına saklanmıştı. Hep birlikte özür dileriz dediler..
-Hmm!
-Hala ben de özür diledim..
-Kimden yavrum? Aborjin’ lerden mi?
-Yok Hala! Sünger Bob bu akşam seninle oynamadığım için özür dilerim. Ama arada başka oyuncaklarımı özlüyorum. Hala’m erken geldi onunla oynamak istiyorum. Yarın buluşalım tamam mı? Babaannem kek yapacak..
-Demek kek yapacak yarın Annem! Ne şanslısın Ilgaz. Benim çocukluğum hep annemi özlemekle geçti.. Saat tam 18.00’da gelirdi eve annem. Elinde fileleri.. Kapıda karşılardık annemi özlemle öperdi bizi.. Hemen üzerini değiştirirdi. Mutfak masasına sıralanırdık Nazilli bardakları gibi.. Gözlerimize bakardı büyük bir heyecanla sorardı nasılsınız yavrular diye başlardı söze.. Önce defterler kontrol edilirdi ayıklanırken fasülyeler.. Sonra radyo tiyatrosunu dinlerdik.. Elektrik kesilirse çayda çıra oynardı Anne’m bizimle.. Sonra mum ışığında da olsa ödevler biterdi.. Üç kardeş kovalamaca oynarken kolumuz kırıldı bi gün Işık cennetten el salladı bize!!! (Kardeşim seni çok özledim! Özellikle bugünlerde daha çok özledim! Zihnime yoldaş buldum. Sana söylemek istedim.. Seni çok özledim.. Akan yaşarım korkma SEN değildir. Zamana sitemimdir! Gözlerinden öperim.. Dün Abim’le yemek yedik.. Kulaklarını çınlattık. Sandalyen boştu.. Yine koştuk kırlarda! Seni çok özledim.. Gülümse! Biz hissederiz.. Gülümse iyi işler yapıyoruz! Sana da dua ediyoruz. Ama oralara şimdilik gelemiyoruz.. Ve DEDE’me söyle! Onu çooooook özledim! Bi kez gelsin düşüme..) Baba’m çalınca zili bir sofra telaşı başlardı.. Koydukça tabakları masaya gelirdi matematik soruları.. Babam sayı, annem şiir adamıydı! Demek yarın kek yapacak NİNE’n sana! Tansiyonun hala asansörcülük oynamakta.. Sevdiğime söz verdim kendime iyi bakacağım diye oysa.. Ya Şubat çarptı! Ya da beyaz çarşaf sardı!

- Halaaaaaa! (Keşke bu satırlardan ses iletilebilseydi! Hala derken içinden fırlayan coşkuyu buraya yazabilseydim. Her ismimi söylediğinde içime sokasım geliyor bu çocuğu. İnsan olduğumu hissediyorum! Çok seviyorum bu çocuğu). Tahta atımı boyadım ben. Onu kıpkırmızı yaptım. Babaannem dedi ki sen sordun mu bakalım o kırmızı tüy istemiş diye? Biz sana istemediğin şeyleri hiç giydirmiyoruz.. Sen istedin diye atın kırmızı mı kalsın dedi.. Sen istemedin diye sadece senin gibi mi konuşsun, düşünsün.. Sadece sana benzeyenleri seversen her yer kırmızı olur ILGAZ!

- Babaannen konuşmuş! Üzerine ne söyleyeyim.. Atını temizledin mi?
- Bana yardım eder misin? Bir özür töreni düzenleyelim..
- Olur oğlum.. Düzenleyelim..

Avustralya hükümeti, kıtanın yerli halkı Aborjinlerden, geçmişteki ‘kötü muamele’den dolayı, dün özür diledi! 21 milyon nüfuslu Avustralya’da yaklaşık 450 bin Aborjin yaşıyor. Sayıları 100 bini bulan Aborjin çocuklar, 1910’lar itibariyle yaklaşık 60 yıl boyunca ülkenin beyaz nüfusu içinde asimile edilmek üzere ailelerinin ellerinden alınmıştı. Gerekçe olarak ise, Aborjinlerin ‘lanetli bir ırk oldukları” ve çocuklarını kurtarmanın insani bir görev olduğu, gösterilmişti.

SİZ ABORJİN’ LERDEN ÖZÜR DİLEDİNİZ Mİ?

SENİ SEVEN BAŞKA KADINLAR VAR’MIŞ BANA NE!




sigaramın dumanına sarsam saklasam seni
sigaramın dumanına sarsam saklasam seni
gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri
gitme gitme el olursun sevdiğim incitir beni


Seni seven başka kadınlar da var! Seni hala seven kadınlar onlar. O kadınların yürekciklerinin bir odasında senden izler var. Bi gün o odaların kapısı aralanacak. Anılacaksın! Özlemle kucaklanacak, belki sitemle karşılanacaksın. Ruhlarında kelebekler uçurttuğun kadınlar bi gün sana koşacaklar. Düşüncelerinde yine sana kavuşacaklar. Senin kadındı onlar. Seni seven kadınlardı. Hepsi hala soluk almaktalar. Kim bilir belki hala sen diye bi umutları var!

yokluğun ah yol yol olsa uzasa unutmam seni
yokluğun ah yol yol olsa uzasa unutmam seni
gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri
gitme gitme el olursun sevdiğim incitir beni


Seni benden daha iyi tanıyan kadınlar var. Çocukluğunu paylaştığın kadınlar onlar! Çocuk oyunlarında birlikte büyüdüğün, evcilik oynarken kendine eş yaptığın kadınlar! Bisikletinin terkisine atıp dünyayı yoluna serdiğin.. Çocukluğunun geçtiği o sarı evde seninle birlikte küstüm yastığına baş koymaya and içmiş kadınlar onlar. Bi uçurtmanın ipini birlikte tuttuğun, gözlerinle seviştiğin ilk kadındı onlar.

Sonra... Aynı sırada oturduğun, sadece ona yazılar yazdığın, resimler çizdiğin, yollarını gözlediğin kadınlar var. Yeni yetmelik zamanlarında camına taş attığın, sokakta yüreğine düştüğün kadınlar onlar. İlk öpücüğün yürek sarsıcı heyecanı tattığın kadınlar. Ailene diklendiğin, arkadaşlarını yok saydığın zamanlar. Sevda başına vurmuş. Onlar gelin olup giderken, bi duvarın ardına gizlenip “ben sevdim eller aldı niye ben öksüz müyüm” diye inlediğin kadınlar onlar..

Duvağının teline takıldığın kadınlar var. Seni seven, senin sevdiğin kadınlar onlar. Uğruna dönülmez yollara girdiğin.. Bi roman kahramanı sayıp, kulelere hapsedilmiş hayatlarını sırtlandığın kadınlar onlar. Yüreğine yüzük takmayı başardığın kadınlar..



Yüreğine dokunan kadınlar var. Zihninde taşıdığın.. Tahir ve Zühre olduğun kadınlar! Günahına girdiğin, günahları olduğun kadınlar onlar! Tutkudan seni deliye döndüren, elini ayağını bağlayan, seni hiçleştiren kadınlar var. Bi bedene sıkıştırılmış bi hayatı soluduğun.. Dizinde yattığın, aşına ortak ettiğin, gözlerinde gülümse olduğun kadınlar. Elleri başak, gözleri deniz, yürekleri kadın olan kadınlar onlar

Bi de senin bile bilmediğin sevgilerine teğet geçtiğin kadınlar var! Belki yüzlerine bile bakmadın. Sevdalarının kokusunu duymadın. Ama seni bi ömür boyu yüreğinde taşıyan kadınlar onlar.

akşam vakti sardı yine hüzünler
kalbim yangın yeri, gel kurtar beni senden
akşam vakti dolaştım sokaklarda
yırtık bir afiş, seni gördüm duvarda

Hepsi sevdi seni. En az senin onları sevdiğin kadar sevdiler hem de। Zihninde, yüreğinde hepsinden bi iz var ben biliyorum. Bazen dokunuyorum onlara başka gülümsüyorsun, bazen de ardını dönüyorsun acını görmeyeyim diye. Belki benden daha çok seven kadınlarda oldu seni. Belki bazılarını sen benden de daha çok sevdin. Seni kendi dillerinde seven kadınlar onlar. Seni bugüne getiren kadınlar onlar. Yürek zenginliğin kadınlar. . .

Şehrim kavruluyor sıcaktan. Sensizlik bu. Bozkırın Kızı, sevda çölünde kaldı. Oysa masalda mecnun, Kays oldu. Dilimde tüm bildiğim dualar! Dua etmeyi "sure okumak" sanan bi çocuğun yüreğini genişlettin sen. Sevmenin, sevdiğinin yaşama yansıması olduğunu hissettirdin. Gitmelere alışık değil yüreğim. Örtemediğim çıplaklığım, yalnızlığımla kaldım! Sensiz kaldım!



Seni seven bi kadına gittin. Zor insanı aslına döndürür derlerdi inanmazdım. Ardına bile bakmadan gittin! Gitmek senin adında gizli derdin bana. Sen Uzağa Giden'sin! Ben senle evcilleştim. Yeniden düşe daldım. Umut ettim. Ne kadar kolay gidiyorsun derdin bana. Oysa ben sana gelmiştim. Sana! Senin olmuştum! Seni sevmiştim. Geçmişin tüm yüklerini, yüreğimize katık etmiştik. Tüm hüzünleri silmiştim yüreğinden. Aramızda bi solukluk mesafeydi ömür. Aynı ciğeri soluyorduk. Her seferinde içimize gökyüzü kaçıyordu. Bi an ayrı kalsak canımız yanardı ve Sen işte "cehennem" bu derdin. Cehennem öyle kaynar ateşlerde yanmak değil sevgilim derdin. Sevdiğinden bi an ayrı kalmanın acısı düşün. Bunları söyleyen sen gittin. Beni ateşlere attın! Gittin.. Sadece gittin! Bana ne olduğunu düşünmeden gittin. Bana verdiğin her şeyi alarak gittin! Seni seven diğer kadını incitmemek için gittin. Ama bu öyle bi gidişdi ki.. Beni yerle yeksan ettin!

Seni seven kadınlar var aklımda. Senin olmuş kadınlar! Onlardaki sen var aklımda. Bi de bendeki sen var! Bendeki seni hiç bilmeyen, bilemeyecek kadınlar var! Bendeki seni hiç onlara vermeyeceğim kadınlar! Benim, seni yaşadığım gibi hiçbir zaman seni soluyamayacaklar. Varsın sen onların koynunda uyan. Onlara gülümse, günaydın de. Onlara fasülye pişir en yeşilinden. Onlarla ömrünü sür! Hatta benim düşlediğim, özlediğim, beklediğim oğullarım, kızlarım onlardan olsun. Yüreği Nisan, aklı Eylül olan çocukların olsun. Sen unutulacak kadın değilsin derdin. Unuttun beni. Sadece bi zaman hatasıydı yaşam. Sen terk ettin beni.. Aslında sen terk ettin kendini. Çünkü ben, hiç bi zaman kendimi senden ayrı tutmadım ki..

sigaramın dumanına sarsam saklasam seni
yokluğun ah yol yol olsa uzasa unutmam seni
gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri
gitme gitme el olursun sevdiğim incitir beni

Melek dediğin bi kadın varmış yaşamında. Ne ağır melek gibi olmak! Ben sadece bi çiy tanesiyim. Günahkar ve tövbekarım. Çünkü ben insanım. Sadece insan! Belki bu yüzden hep terk edilenim. Uzağa Giden'im!

Kim Uzağa Giden be kuzum? Canımsın derdin! Canın nerede, ne halde be kuzum? İhanetin üzerine mutluluk olmazmış dedin kendini alıp gittin. Peki ya bana ihanetin?



Seni seven başka kadınlar var..
Bunu bilmek acıtır beni.
Ama o kadınlar

Bendeki sana dokunamayacak, sevemeyecek ve bilmeyecek!
Kelimeler şahittir!
Bi de yazan kalem..


Bugün için kendime vereceğim tek armağan içimdeki Sen’dir
Ve o benimdir
Sözle, düşle, ya da herhangi bir duyuyla anlatılmaz
Ve hiç kimseyle paylaşılamaz..
İçimde kimseye verecek sevgim kalmadı!
Sevgi emekti ..
Sevgi güvendi ..
Sevgi umuttu ..
Sevgi inançtı ..

Sen giderken kendinle birlikte onları da götürdün!

Ama ben bi gün bile yüreksiz uyanmadım.
Yürek SENDİN!


SENİ SEVİYORUM!