bozkır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bozkır etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

TOKA


dün gece...

gökyüzüne yakın bir yere oturdum
hayal perdesini kurdum, yıldızlarla arama
kaderi oynattım
yörüngesi belli hayatlara inat
yıldızları kaydırdım

gecenin siyahı içime işledikçe
kor olmuş yüreğim ılgıt ılgıt soğudu

önce
ayaklarım
sonra
usul usul
yanaklarım
ılıklaştı

derken...

rüzgarın fısıldadığı sevda sözleri
bir kulağımdan girdi, öbüründen çıktı

üşüdüm!

2mizden, biz yaptığımız anları düşündüm
duman duman ruhuma karışan seni
sihir gibi

ürpertime sarıldım
gitsin istemedim
yükselişler, inişleri
sıcaklar, serini getirir
bilirim

bekledim!

nefesini hissettim
çalkantılı ruhun, dingin soluğu sıyırdı boynumu
titreyen ellerimle saçlarıma dokundum
tereddüt arşınlarken ruhumu
içimde sakladığım kadınlığıma baktım

şehvet
aşk
tutku
özlem

bohça yapılmış
başımın üzerine kitlemişim sanki
nasıl zor beni taşımak bilemezsin
kendilik zindanında
mahpusluğun sonu yok!

gece zifir
gece üzerime üzerime gelir

gelsin!
kendimden öte kimseden korkum yok.

ellerim usulca dokundu saçlarıma
gezindi senden yadigar tokada
yüzün gibi ezberledim her köşesini
durdum
sımsıkı kavradım onu
yaramazlık yapasım geldi o an
buruşuk çarşafların imzası gibi
bir anda
çektim tokayı
dağıldı saçlarım semaya
kavuşma anlarının tutkusuyla sardı bedenimi her bir tel
boşanırken sel gibi yaşlar
adını mırıldandım
dua gibi
ay doğarken bozkıra
elimde inci bir toka
sana selam söyledim

aldın mı?

GELİNCİK ve KURAK ZAMANLAR

Bozkır insanıyım.
Suya hasrettir bu yürek.
İşte yağmur bu illerde bu nedenle aşk gibidir.
İnsanlar aşk yağmurlarında yıkanır.
Sevda başkadır..
Dudaklarım çatlaktır, biraz öp..

İşte bunları yazdım bu sabah! Sana yazdım. Uzaklara yazdım. Keşke bunları mavi mürekkepli bir dolma kalemle yazabilseydim sana. Mavi yazdım sana.. Mavi geldim sana..

Sende hemen mektubunu gemi yapardın. Bir leğenin içine su doldururdun gemi kendi okyanusunda yüzerken mürekkepler suya damlardı ve her yer Akdeniz olurdu. Seni seviyorum!

Oturmuş hayal kurmuşsun. Yalın ayak kıyısında dolaşacağımız bir ev. Tek katlı! Uyanınca gelinciklere uyanacağımız bir ev. Damı olmayan! Yani benim düşlediğim gibi perde yok! Perde ağaçlar. Kuşlar bizi, biz kuşları görüyoruz. Misafirimiz bol! Onlar evimizin içine girmeden de bizimle yaşıyorlar. Çiçekler, böcekler, türlü türlü hayvanlar. Pan’ın ormanındayız biz! Pan’ın çocukları yaren çocuklarımıza. Yatınca yatağımıza, ben saklanınca senin koynuna gökyüzüne bakacağız. Damımız camdan bizim. Kar üzerimize yağacak, yağmur sel olup akacak. Yıldızlar sanki gökyüzü ağacının elması. Uzanıp alacağız bir bir. Seni seviyorum!


Üç gelincik resim geldi sevgilim. Öylece bakıyorum Ona. Anne gelincik! Deniz(oğlum!), Bahar (kızım) ve hepimizi sahiplenen sen Baba gelincik! Evimiz su kıyısında olmalı diyorsun. Dünyada yalın ayak durmalıyız. Çılgın adam. Sen diyorsun yine okula gidersin. Limon (sarı araba!) götürür seni okula. Duygu can (radyo!)sana yine söyler sevda türküleri. Her denizin bir üniversitesi var korkma! Yine yazarsın kitap, makale. Ama oğlumuz ve kızımız doğaya doğmalı. Şehrin sesi kaçmasın evlatlarımın ruhuna. Sis basmasın yüreklerini. Doğmalar dolanmasın zihinlerine. Onlar doğanın çocukları. Seni seviyorum!

Oturmuş neleri düşünüyor. Oysa kendisi sanki çıkıp gelebilecek. Heyecanla anlatıyor yeni projelerini. Hele sonuncu! Kıskanılacak adamsın diyorum kızıyor bana. Ama öyle dokunduğu her şeye hayat veriyor. Çocuklarla çalışmak böyle bir şey işte. İnsan hep çocuk kalıyor.
Seni seviyorum..

Başka bi ilde, bi su kenarında bana hayat vaat ediyor. Yüreği alyanslı iki insan! Bi zaman, başka bi dünya da o bilim aşklarını yenip bi suya tutunur mu? Yüreğimi yeşerten adam! Çok özledim seni. Bu enlem farkı beni çok yordu. Aynı yarı küredeyiz. Aramızda bir kıta var! Düşlerden öte. Gel! Dudaklarım çatlak. Kurak zamanlar! Yağ biraz bana. Öp beni.. Önce usul usul
.. Çisil çisil yağ işte.. Sonra sağanak! Seni seviyorum..