en uzak yer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
en uzak yer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

CANIMIN ÇOĞU KALDI SENDE

Anne oğul koyun koyuna masallarda yolculuğumuzu yaptık. Uyudu biriciğim. Bitmesin istedik masalımız. Uyudu ama. Yüreğime sardım onu. Öptüm, kokladım doya doya. Kahve suyu koydum ocağa. Deniz çok coşkulu bu gece. Deniz coşkulu ama sevdiğim adam çok sessiz. Benim dokunamadığım bir yarası var belli. Deniz’in babası! Kuzum! Koca’m! Nen var senin bitanem. Süzüldüm yanına. Sarıldım! Koydum kulağımı kalbine. Hala iki hece atıyor! Kalbi adımı fısıldıyor. Nasıl güzel bir müzik içimde yankılanıyor. Uzaklarda bir yerlerden kulağımıza bir şarkı çalınıyor. Usulca kulak kabartıp dinliyoruz birlikte!

Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yasamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende
Pişman mıyım asla
Güzelleştim yasla
Sevmedim mi sevdim evet
Senden sonra ihtirasla
Ama benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar


Veranda pembe sedirin üzerinde yıldız topluyor benim adam. Başında turkuaz bir yastık. Nasıl sessiz! Uzaktan gelen müziği dinliyoruz. Müzik bizi çağırıyor. Günlerdir hiç bu kadar sessiz kalmamıştık. “Sessizlik iyidir bazen, çok ses çıkartmaktan daha iyi gelir insana, belki ondandır…” Sessizliği bir tek bu şarkı bozuyor. İçimize yağmur gibi yağıyor müzik. Sessizliğin sessiz çığlığında müzik yankılanıyor. Tek koluyla sardı beni sevgilim. Ahtapot kolludur o. İnsanı bir kavrar. Bu dünya küçücük kalır. Müzikle sardı beni..

Benim ciğerim yanar
Ten oyalanır can kanar
İki gözüm iki çeşme
Haberin yok içerime içerime akar
Unutmadım unutamam
Kara sevdam merak etme
Yasamaksa yaşadım lakin
Canımın çoğu kaldı sende

Çok uzun zaman oldu sen türkü söylemeli dedi. Neden biz bir ateşin etrafında oturup dostlarla buluşmuyoruz. Seni özledim dedi. Anlımdan öptü! Biliyor musun dedim heyecanla. Benim saçlarımda beyazlar var. Boyar mısın sen? Güldü. Acı dolu bir gülüş oldu bu. Gözleri yıldızlarda. Hiç yüzüme bakmıyor. Ben biliyorum bu bakışı. Gidiş bakışı bu! Uzaklar çağırıyor belli! Dokunsam ağlayacak! Kadınlığını yeni fark eden kız çocuğu dedi. Oğlumuz var! Kızına belki hamilesin. Çok güzelsin bugünlerde hamilesin kesin. Kirpiklerin kalınlaştı. Tarladan çilekleri nasıl yedin gördüm. Kızımız doğacak kesin. Hala yüzüme bakmıyor. Üç gelincik resmini salona asabileceğiz artık. Saçların böyle kalsın. Her telinde bir sen saklı. Söyle benden sonra mı beyazladı saçların? Sonra cevabımı bile beklemeden öyle tutkuyla öptü ki beni. Kalbimi durdurdu! Öldüm! Öldüm! Dirildim!

Seni seviyorum!
Ben de seni seviyorum!


Sus diye fısıldadı. Burnu burnuma değiyor. Gözlerimin içinde gözleri. Aşk sınırları aşmaktır dediği gündeki gibi! Gözlerime bakıyor. Titriyorum! Kimseyi sevmediğim kadar seviyorum seni dedi. Şaşkınca yüzüne baktığımı anladı. Gözlerimin dolduğunu fark etti. Kötü bir şey yok dedi. Yüzümü elleriyle kavradı! Öptü bu sefer usulca. Şefkatle.. Kokma! Sakın korkma! Her zaman yanındayım.. Canının yarısıyım! Sana bakıyorum. Kadın olmanı izliyorum. Düzgün kızsın sen. Benim karım! Sakinleşiyorsun. Evcilleşiyorsun. Neredeyse bir yıl oldu bir yere gitmek istemiyorsun. Oğlumuza kimse senin gibi bakamaz. Sanki yeniden çocukluğunu yaşıyorsun! Öyle güzel, öyle sakin. Mutluyuz. Hiç bozulmasın istiyorum! Kıyamadığımsın sen..

Ne oluyor diyebildim sadece.. Çok mutluyum dedi. Seninle çok mutluyum. Oğlum’la. Taş bir ev yapalım diyorum deniz kıyısına. Her gün ben bırakırım seni okula. Ağaçlı yollardan geçip gideriz. Sen anlatırsın işte şu İspanyolu bana Biederman’mıydı neydi onu işte. Sonra projelerini de yükleyelim tekneye Deniz, Bahar hep birlikte çıkalım yola.. Aklından nereler geçiyorsa.. Atlayalım tekneye gidelim buralardan. Guadal kanala gidelim. Sonra Macha Piçu’ya.. Sumatraya.. Hayale edebileceğimiz her yere gidelim.. Yeterli birlikte olalım!

Sende bir hal var dedim. Aşk artık korkutuyor dedi. Parmak izlerimizin bile örtüştüğü bir aşk bu! İnsan evladından bile çok sever mi karısını? Sevdalar karşılaştırılmaz ki dedim. Öptüm! Nasıl da titriyor yaprak gibi. Sarıl dedi! Tamam dedim.. Saçlarını öptüm! Boyamam saçlarımı dedim.. Çok sarıl dedi! Yıldızlar taçlandırdı geceyi.. Bir de kulağımızdaki müzik..

Uzaklara gitmeye karar verdik o gece.. Oysa ayaklarıma ilk defa terlik giymiştim görmedi! Gerçekten bozkırın kızı olmaya yüz tutmuştum! Kök salmaya başlamıştım.. Gerçekten toprağa karışmıştım! Ama sevdiğim söktü bu sefer kökümü.. Gidiyoruz!


İlk defa götürülüyorum!
İlk defa uzaktan kaçıyorum..
Oysa kapıyı açmak istemiyorum
Aşk dediğim şey yaşamımızdaki son perdeydi
Kapadım
Senle kapadım
Bi yere gitmek istemiyorum!

SANA EN UZAK YERDEYİM: SENDEYİM!


Dışarıda inanılmaz güzel bir hava var.
Sadece pencereden burnumu uzatıp yaşamak istemiyorum bu havayı.
Dışarıda çıkamıyorum.
Tutsaklık böyle bir meslek işte.

Aşk mesaisi yapınca otomatik olarak tutsaklaşıyorsun.
Mesai uzadıkça tutsaklıktan maaş alır hale geliyorsun.
Aldığım maaş aşk masraflarına gittiği için
Gönül dükkanının en sadık memuresi olarak
Sadece burnum pencereden dışarıya konabiliyor.
Yüreğimin nerede olduğu ise meçhul.
Senden ayrılalı kaç mevsim oldu bilmiyorum.
Günleri saymayı çoktan bıraktım.
Artık geriye dönüp ha bu gün ha yarın geldi hezeyanlarımda yok artık.
Zamana teslim oldum ben
Masal masal içinde'yi okuyorum Ahmet Ümit’ ten.
Masallar ülkesinin tek yürekli kraliçesiyim ben.
Şiir yazmayalı, bana şiir okumayalı çok oldu ama.
Şimdi daha çok masal istiyorum en derinden…
Her gün doğduğuma inanıyorum artık.
Nisan!
Sen ayların en zalimiysen!
Senin hakkından en nisan olan gelir
Yani BEN!
Nisan ..
Gelincik ..
Derin bir uykudan uyanıyorum 33 yaşımın son çeyreğinde
Akşam doğmak için yatıyorum 33 yaşıma.
365 gün bir fiil bunu yapıyorum.
Gün ve ben!
Hep bugün ve hep ben!..
Sadece yaşam aslında bugün.
Hangi satırı okusam oyum aslında.
Var olan aslında o kelime.
Aldığım soluk.
Aslında ben anın içindeyim, hangi zamanda, hangi yerde..
Uzaktayım!
Aslında en uzakta
Yürek de gitme tutkusu olsa da..
Başını kaldırdığında yüzünü okşayan rüzgardayım.
Ayağını kaydıran buzdayım..
Ciğerlerini yakan havadayım!
Yüzünü yalayan güneşteyim.
İçtiğin çayda, yediğin aştayım..
Evet!
Evet aslında en uzaktayım..
SENDEYİM!
Sesine, kokusuna, kendisine insandan fazla yabancı olan başka bir canlı var mı!
İşte bu nedenle sana en uzak yerdeyim!

SENDEYİM..