seyrüsefer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seyrüsefer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

budala



çilek toplamak zor iş

neden mi?

çilek aşka benziyor çünkü
bazısı
şeker gibi, tadından yenmiyor
bazısında ise
ne yediğini anlamıyorsun

çilek
anarşist meyve
çökertiveriyor insanı dizlerinin üzerine
dudakların mührünü çözüyor
ellerini dalarken çer, çöp, dal, taş, börtü, böcek
kilime atılan düğüm gibi türkü yakıyor
yaşmaklı kadınlar
söyleyemediğimiz türkülerce yaşanıyor aşk

kızıyorum ben o kadınlara...
tarlalarda kendi özünü düşünmeden
türkü çağırdıkları için değil!
bu onların en kadın yanı
nasıl gönül koyarım

aslında
ben kendime kızıyorum!
aşkı sadece ben yaşıyormuşum gibi budalalaştığım için
en sonunda yüreğimin gücünü kaybedip
şimdiyi yaşayamadığım için

fark ediyorum ki
avuçlarım kızarıyor
yanaklarımdan şebnemler süzülüyor

o vakit
hissediyorum ki
alnım mavide
ellerim toprak…

seyrüsefer




yolculuğumu tamamladım
birim zamanda yol aldım
soluğum elverdiğince dünya gözüyle yaşama dokundum
belki de yaşamı dokudum

sahi kaç ilmekli bir halıydı hayat?

bilemedim.
bilmek de istemedim.

ilmekleri nereye attım
hayatımı mı düğümledim
yoksa düğümleri hayata mı çözdüm

ben perdesini araladım hayatımın.
kavgalarımın ve zaferlerimin yerle yeksan anıtı bedenime baktım.
soluklandım

varlığını çoğu zaman fark etmediğim
yoklukların
azlıkların
ve imkansızların tınısını
iç geçirişlerimde yankılanan
nefesime tutundum.

ve anladım ki o an, çokluktan tekliğe ulaşmakmış hayat.

yüzlerce ilmeği birleştirdim
kadere yazılmadım
kendi kaderimi yazdım.

ben
uzağa giden

PAPUCUMA YAZDIM

İnsanın ruhunun yerine yerleşmesi, valizleri boşaltmaya benzemiyor.
Giderken götürülenler ile gelirken getirilenlerin kanaşması seramonisi biraz zaman alıyor.
Acelem yok.
Yaşamın ilmiğinin nefes olduğunu öğreneli çok oldu.
O yüzden usul usul demleniyorum.
Dünyanın nefesi rüzgarsa meydan okuyor bana
"Döndün bak" diyor ılık ılık.
Poyraz görmüş tenim, meltemle dinleniyor.
Oysa bu gecici bir durum.
Onca gün, sadece gazete sayfaları arasına sıkıştırdığım şehirle selamlaşıyorum.
Artık birbirimize karışma zamanı geldi diyorum.
Tam kapıdan çıkmak üzereyken...
Alaycı bir gülümseme kaplıyor yüzümü
Yok şehri küçümsemiyorum.
Hayatı oyalıyorum biraz biraz, elime aldığım kalemle
Yazıyorum papucuma, aklıma düşen şehirleri bir bir
Doyamadığım uzaklara bir gülümseme gönderiyorum
9-5 hapishanesinin tükenmez saatlerinin içinde
Var olmak istediğimde
Aklımda hep uzakları düşürüyorum.
O an aklımda ışık hızıyla bir dua yükseliyor
SEYAHAT YA RAB! diyorum...