çıplak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çıplak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Giyilmeyi Bekleyen Kadınlık



Son bahara saklanmış kadınlığımı çıkarttım bugün
Giymek için değil
Sadece bakmak için
Kadınlığımı giymeye cesaretim kalmadı
Cinsiyetimden sıyrıldım öylece baktım kadınlığıma...

Daha önce nasıl da giymişim kadınlığı?
Sana gelir gibi giyinmişim
Şimdi tek başıma kadınlık, çok ağır geliyor bana
Bir bir soyunuyorum geçmiş zaman kadınlığımı
Çıplak kalıyorum
Dağlıyor bedenimi bana biçilen roller
İşte bu nedenle, yeniden giydikçe giyiyorum kadınlığımı
Etekler, boyalar, küperler
Daha neler neler…
Kadınlığımı, kadınlığından ediyorum!
Belki de daha çok kadın oluyorum.
Bilmiyorum!

Üzerimde asılı duran kadınlığıma baktım az önce
Aynaya bakmadan baktım, kendime
En son aynaya ne zaman baktım ki zaten
Sahiden! En son ben kendime ne zaman baktım?
Alıcı gözle
Fark ederek
Hissederek
Bilerek kendimi
En son ne zaman baktım bana?

Kime verdim eskimeyen kadınlığı mı
Kim giydi benim çocuk kadınlığı mı?
Yeni yetmeliği mi?
Asi ruhu mu!

Kadınlığımı giyen sardı mı aşkları mı?
Unuttu biri beni dolabında
Daha mevsimi gelmedi mi sırtına takmaya
Hangi mevsimde kalmıştı ki benim kadınlığım
Sen mi giydin bu sabah beni?
Götürdün mü yanında
Elinden mi tutun eteklerimin!

Yoksa…

Yapma!
Dokunma…
Kadınlığıma saklanma.

Ben insanlıktan, kadınlığa geçtim.
Sonra insanlığa döndüm!
Soyundum kendimden.
Soyundum yüreğimden!
Soyundum kadınlığımdan
Bir tek üryan kalınca kadın olan kadınlığımdan
Anneliğimi
Sokakta
Evde
İşte
Tarlada
Bağda, bahçede
Saklıda, gizlide
Kalem ucunda
Fırça darbesinde
Akılda dolanan düşüncede
Rüyada erkekliği harekete geçiren düşte
Her yerde
Soyundum kadınlığımı

Zihin yetti bir dönem
Sonra sıyrıldım zihinden
Hiçlik denizinden geçtim!

Geldim
Neden benim haberim olmadı, kendimden gittiğimden!
Sadece bir mevsim mi kadın oluyorum ben?
Sadece yanında mı kadın oluyorum ben
Giydim kadınlığımı, bana beni anlatanlara karşı
Beni anlamadan, bana kafa tutanlara karşı
Giyindim ten denen canavarı

Artık biliyorsun
Gözlerini kamaştıran ben değilim
Anlaşılmayan benim kelimelerim değil!
Anlatamadığım, ötelediğin yüreğin
Giyemediğin kendin!
Ben kendimle hesaplarımı bitirdim
El fenerlerinden geçtim
Güneşe geldim
Bir daha hiç çıkartmamak üzere kendimi giyindim.


Fotograf: Özgür Çakır

ADAM ÇIPLAK KALINCA


Sonra......................................


Korktum! İlk kez korktum. Kendimi gördüm! Soyun diye haykırdığım her an kendimle karşı karşıya kaldım. Seni aslına döndürmeye kalkarken kendimle yüzleştim.. Korkum daha da arttı. Korkum artınca öfkemde arttı. Çünkü korkularımın altında öfkelerim; öfkelerimin altında korkularım vardı. Avaz avaz bağırırken, odayı kaplayan sessim en zayıf olan yerimi gözüme gözüme sokmaktaydı: Ben!

Sana ne yaptığımı fark ettim. Seni çırılçıplak görebilmek adına sana ne yapıyorum ben. Seni çıplak düşünmek artık yetmiyor. Sırf bu nedenle peşine düştüm ben. Seni soymak için! Çırılçıplak bırakmak için. Karşıdan sana bakmak için. Uzun uzun. Bir ben. Sadece ben. Yalnızca sana bakmak için. Neden bu kadar çabalıyordum ki ben. Sana ayna olacak başka bedenler yok muydu? Sen kendini görünce ne olacaktı? Kendini bilince, beni de bilecek miydin? Evet. Bana gelen yol senden geçtiği için, önce kendine gelmen gerekiyordu.

Söylemiştim ben sana insan kendine en uzak canlı diye. Hangi coğrafyaya gidersen git, ne kadar uzağa gidersen git onu bulamazsın. Kokunu tarif et bana. Sesini anlat. Dokunuşunu betimle. Sadece hissettiklerini yazıya dökebilirsin, resmedebilirsin belki bir müzik yaşadıkların. Ama kendindeki seni, başkasındaki seni ancak " öteki " den öğrenebilirsin. Adına hoşlanma, aşk, sevgi, sevişme, seks vs, vs, vs, ne dersen de… Ötekinin sana hissettirdiği kadarsın! İtirazım buna. Sen insansın. Aynan kim senin? Ötekinden öte aynan kim? Söyletme artık beni. Kendini algıladığın, hissettiğin, yaşadığın kadarsın. Ateşkes günlerindeyiz şimdi bağırmıyorum. Fısıldıyorum kulağına. Aynanı bul geç karşısına sor:
Ayna ayna söyle bana ötekinden öte bana beni anlatacak var mı dünyada...

Cevabı buldun mu?

Sen insansın. Adamsın! Baktıkça bakası gelir insanın sana. Sevap kazanmak için değil doymadığından. Gözlerin başkadır senin. Bakışındaki nazenin duruştan öte bir şey bu. Yıllar geçse de gözlerin yaşlanmaz. Hep aynı çocuktur. O bildik, tanıdık çocuk. Yarı Akdeniz, yarı Beyrut’tur gözlerin. Çocukluğumun en güzel yazları gibi gözlerin. Yeniden Beyrut’ta çekirge avı çıkmış gibiyim. Gözlerinle her buluştuğunda gözlerim, bombalar patlar yüreğimde; taş üzerinde taş kalmaz bende. Şiddetle saldırır gözlerin dayanamaz bende ki kendisine. Gözünden damlayan yaş gibiyim değil mi? İşte bu nedenle içinden ağlamayı öğrendin sen. Sendeki beni düşürmemek için.

Herkes sana hayranken ne kadar az kendinin farkındasın. Yanında ne söylenir, söylenmez herkes bilir. Sana nasıl bakılır, nasıl hitap edilir. En fazla yanında ne kadar kalınır. Hangi konular konuşulur. Şiirler fahişe edilir ağızlara, şarkılar zenne. Bedenler zaten oyuncak. Herkes mahallenin itilen, kakılan çocuğu yanında. Biraz daha senden alabilmek için tüm sermayeleri ortada. Daha çok sev onları. Biraz daha! Oyun saati bitince kendinden oyuncaklar bırakarak git. Kokun oyalasın onlarını, sözlerinle dans etsinler.
Ama sakın hayalini bırakma. Sakın! İnsana yapacağın en büyük kötülük bu. Mitleşen sevgiliyle yaşamak diri diri toprağın koynunda nefes almak gibidir.

An gelir her şey bi anda biter. Bedenin dar gelir insan yükü çekmeye. Gitmeye yeltenirsin. Uzaktan bakarım ben. Kızarsın bana. Sadece bakarken bile kızarsın. Çünkü sessizliğim, sonra uzaklara gidişim haykırır sana:
SEN KİMSİN?

Senin vurguladığın özel yanların dışındaki kimse seni bilmiyor Gerçekte seni kimse bilmiyor. Sen sadece aşkı kendine kalkan yapmış bi adam mısın? Aykırı insan duruşları bir oyun mu? Var oluş şemsiyesi altında ıslak kedi duruşları palavra. Yaşama ait tüm aldanışlar ve aldatılmışlıklar sende. Ey insan yalancı bahar gibisin. Bu kadar korkak, kendine güvensiz ve savunmasız olmak insanı böyle güçlü kılabilir mi? Bu nedenledir ki ne zor şartların adamı olduğunu vurgular ve insanların saygısını kazanırsın. Kaçmak gerçekten "erk " eklik mi? Gizem "erk " eklik mi? Sen çoktan soyunmuşsun! Ben giyinik kalmışım yanında.. Doğru! Görmeyen göze bir şey gösterilir mi?

Karanlık! Zifiri karanlık!

Artık konuşabilirsin. Bazı şeyler sadece geceleri söylenirdi değil mi? Bazı şeylerse bi ömür boyu zihinde misafir edilirdi; gecenin kuytusunda bile söylenmezdi. Sevişme anında, en savunmasız zamanda bile sözlerin ardına gizlenenler konuşsun şimdi. Sen giyin! Zaten çıplak mısın? Elinde Alaaddin’in Cini dile bakalım ne dilersen. Sana nasıl bir elbise getirsin şimdi.

Giyin!


Fotoğraf: Özgür Çakır