bir milyon kalem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bir milyon kalem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

33 Köy, 3003 Çocuk İçin El Ele





Öncelikle...
Bu sayfaya gelip yürek koyan, zihin eken herkese
Çok teşekkür ediyorum!



Bir araya geldik ve bir düşü gerçekleştirdik.
Her Çocuğun Bir Masalı Olmalı Kitap Kampanyası
Sizler sayesinde duyuruldu.
Onlarca yardımsever el uzattı.

Sonuç olarak;
Hep birlikte Yeşilovacık'ta bir kütüphane kurmayı başardık.
Ancak, hala boş raflar var!
İnanıyorum ki bizim başlattığımız heyecan sürecek.
İçimizde hala kitap göndermek istiyorum diyenler için adres:
Her Çocuğun Bir Masalı Olmalı Kitap Kampanyası
Yeşilovacık Belediyesi
Yeşilovacık- Mersin



Bu heyecanımız dinmeden,
BirMilyonKalem Sitesi (1MK) organizasyonu ile
Çocuklar için bir şeyler yapmaya ne dersiniz?


Kitap kampanyasının başarısı,
Özellikle sizlerin verdiğiniz destekten aldığımız güçle
Okullar açılmadan önce
İhtiyacı olan öğrencilere yönelik
Kalem ve defter yardımı kampanyası başlatıyoruz.


33 KÖY, 3003 ÇOCUK İÇİN EL ELE


Bu kampanya için:
Balıkesir'in Dursunbey ilçesini pilot bölge olarak seçtik.



Pilot uygulama için, fikrimizi açtığımız İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri böyle bir fikre sıcak bakmanın ötesinde, ilçe ve köy okullarında bir çok fakir öğrenci olduğunu ve böyle bir kampanyadan mutluluk duyacaklarını belirttiler.

Peki neden Dursunbey? derseniz...

Dursunbey Balıkesir'e bağlı şirin bir ilçe. Batıda olmasına rağmen 640 rakımlı, engebeli bir coğrafi yapısı var. İlçe ormancılık, tarım ve hayvancılıkla geçiniyor. İlçenin Balıkesir il merkezine uzak olması (70km) yüzünden özellikle eğitim ve sağlık alanında sıkıntıları var. Uzun yıllardır süren öğretmen açığı ilçenin bakanlıkça "zorunlu doğu görevi" kapsamında değerlendirilmesi sayesinde kısmen giderilmiş. 103 tane köyü olan ilçede taşımalı eğitim uygulandığı için 33 tane ilköğretim okulunda eğitim veriliyor. Bu okullarda yetkililerle birlikte 3003 adet fakir öğrenci tesbit ettik. Bu öğrencilerin bir kısmı Yatılı Bölge okulu ve 200 kadarı ilçe merkezinde öğrenimlerine devam etmekteler.

Editörü olduğum ve birinci yaşını kutlamaya hazırlanan BirMilyonKalem Sitesi kampanyanın sosyal etkinlik yönünü üstlenmek ve duyurmak dışında, kampanyaya eşya ve para toplanması konusunda müdahil olmayacaktır.
Tüm gönderiler, ilçe milli eğitim müdürlüğü adresine ve açtığı hesaba yapılacaktır. Ancak, daha sonra bu konuda göndericilere ve toplanan yardımlarla dağıtımlara ait veriler kamuoyu ve okurlarımızla paylaşılacaktır.


Bizlere düşen...
Sevgili "PİNO" tarafından çizilen logoyu
BirMilyonKalem Sitesi (1MK) yöneticisi
"Erkan BAL" tarafından kaleme alınan
Kampanya tanıtım yazısının linkini
Sayfalarımıza eklemek olacak.

Böylece sesimiz değişik coğrafyalarda yankılanacak!

Sonrasında, karınca kararınca herkes kendince yardımını yapacaktır.
Yardımlar nasıl mı yapılacak?

T.C Ziraat Bankası – Dursunbey İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü – Eğitime Destek Hesabı – 52755380-5001” banka hesabına eft ya da banka havalesi yoluyla

ya da

Dursunbey İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü / 10800 – Balıkesir – Dursunbey” adresine kalem, defter, silgi ve boya kalemi seti göndermek yeterli.

Dursunbey
ilçesi bir başlangıç olsun. Kampanyamız devam etsin. Sel felaketine uğrayan iller, kütüphanemizin kurulduğu Yeşilovacık ve daha niceleri...

Biz bir çok şeyi yapabiliriz. O nedenle elimizi hiç bırakmayalım.


ARALIK SEKSİDİR!

Sözler ruhları verimli kılan, toprağı bereketli hale getiren çiy damları gibidir. İşte bu nedenle satırlara şebnemler damlıyor. Görseniz de, görmeseniz de ben bu satırların içindeyim. En az sizler kadar bu satırların içindeyim.

Kışın tam ortasındayız. Hiç bitmemesini umduğum sonbahar beni terk edeli kaç gün oldu bilmiyorum. Hatırımda kalan yarı baygın güneş, dudağımdaki çapkın kedi gülümsemesi ve rüzgardan uçuşan eteklerim. Bellek antolojime düşenlere nazire olsun diye, şimdi benim şehrime kar yağıyor.



Kış bana tuhaf sayılabilecek şeyleri özletiyor yaza dair.


Etek giymeyi özledim. Sanki dünyanın en yüksek dağlarının eteklerini ben giydim. Eteklerime tutunmuş karlar.. Çuha ve çan çiçekleri.. Usulca kıvrıla kıvrıla akan, bu coğrafyanın oryantal ritmini içine sindirmiş bir dere. Dünyanın ruhunu gezdirdim eteklerimde. Meydan okudum mevsimlerce ruhumu çöle çeviren sıcağa. Leyla’yı görenler gibi dudak büzmedim “bu muymuş Kays’ın aşkı“ diye ruhumu kurutan sıcağa. Gel dedim. Gel! Senin ateşin on para etmez bu bendeki aşk olmasa.. İnançla yalan kafiyelerin dizildiği şu dünyada, rüzgarda uçuşan eteklerimi özledim. İnce kumaştan yapılmış elbiseleri, tenimde dans eden şifon ve ipekleri özledim.




Yaşamın uzun kollularına direnmek neden diye düşünüyorum? Ruhuma beden yaptığım, kış elbiselerime baktım. Kadın kokanlarını buldum, giyindim bu sabah. Kadın! Ne giyersem giyeyim kadınım ben.. Burka altında da.. Kara çarşaf altında.. Bikinisiyle.. Yokinisiyle.. Geceliğiyle.. Gündüzlüğüyle.. Kadın! Kadın kokan bir mevsimi giyindim, uzun kollular yerine. Şiir gibi damlayan hece hece. Ara’lık! İçinde gizli bir ılık saklıyor. Söylerken o ılık dudaktan damlıyor.. Tutku gibi. Fışkıracağı zamanı bekliyor ılık. Saatin tik taklarına göre ya donduruyor ya da yakıyor. Mevsim ara’ılıkta can buluyor.



A-RA-LIK.. Diye mırıldanıyorum. Kendi kendime. Defalarca.. Defalarca.. Defalarca.. Zihnime damlayan düşüncelere dokunuyorum. Düşüncelerin içindeki düşleri topluyorum. Düşünceleri düşürmüyorum. İçime çekiyorum derin bir solukta tüm yaşanmamış zamanları. Ilık baharları, kavruk yazları, yağmurlu nevbaharları ve insanın içine kaçan kışları.. Tüm zamanları bir solukta içime çekiyorum. Yaşamı tümlüyorum, şimdiki zaman penceresinde. Bakıyorum hayata ılık ılık, tutkulu. Ezber bozan zamanların güneşiyim ben. Bir ıslık gibi çalınır dudaklarımda aşk.. Öpücük! Sesini duyar ruhlar. Usul usul aralık zamanlar başlar..



Ellerim ceplerimde. Yerlerde savrulan üç beş bahar yaprağına bakıyorum. Yaprağın kaderidir düşmek biliyorum. Zihnimi kuşatan bilgi mahpusluklarından, zaman mahkumluklarından, parmaklık gibi beni kıstıran sözlerden ve bana gardiyan olan bedenimden sıyrılıp düşünüyorum. Ufuklar çok uzaklarda, etrafımdaki dev manzara ise çoğunlukla bir terra incognita. Chistophe Colomb gibi yelken açmışım eski dünyadan, yeni yollara. Ne bulurum dersiniz… İgnoramus! İgnorabimus! (Bilmiyoruz! Bilemeyeceğiz!). Plan yok, hayal yok. Sadece yaşayıp göreceğiz. Gerçekler kırılmaz.. Ederinden eksine bozdurulmuş hayallerden dikilmiş gerçeklik elbisesi değil ki yaşam. Mırıltılar, uğultular sonunda ritmini buldu.. Bir cümle döküldü dudaklarımdan “Aralık seksidir..


BirMilyonKalem‘de her ay bir gelenek olduğunu biliyor artık bu satırlara yürek koyan, zihnini eken okurlar. Hayatın soluğu bu satırlarda dolaşıp duruyor. Her kelimede bir nefeslik aşk gizli. Okur bunu biliyor. Okur nabzını tutmadan fark etmeli içindeki devinimi. O halde bu ay başka olmalı. Aralık, ılıktan öte olmalı.. Ne olmalı.. ARALIK: Seksi olmalı…
Aralık seksidir sorunsalını yazdı Kalem’ler bu ay. Her zihnin işdüşümüdür gözünüze çarpan sayfalar. Ayağınızın takıldığı, yorum olarak not düştüklerinde ise sizden yansımalardır. Biliriz! Bu sayının zihninize dokunmasında emeği geçen tüm KALEM’lere, imla editörü Funda GÜLSEVEN‘e, görsel destek editörü Münir ALATİ‘ye, gündem editörü Naif KARABATAK‘a ve içerik editörü Zuhal VOİGT‘e çok teşekkür ediyorum.
Bir de yol arkadaşım Erkan BAL‘a





ARALIK SEKSİ MİDİR?” diye sorarsanız da size vereceğim cevap..

Memleketime bakıyorum. Yalnız ve güzel ülkeme! Kömür karasının perdelediği bir havanın içinden yaşamda var olmaya çalışan insanlarıma bakıyorum. Gerçeklerin hayal gibi kırıldığı, zekatların çalındığı, fenerlerin kararttığı bir coğrafyada umut diye nelere sarıldığımıza şaşırıyorum. Düşünüyorum! Zihnimde yankılanan soruyu soruyorum şimdi kendime: “ARALIK SEKSİ MİDİR?” Bunca aymazlık boş yere değil. Biliyorum! Açlık, susuzluk ve cinselliklik gibi birincil güdüler, manipüle edilerek insanlara hükmedebilinir. Şimdiki zaman bezirganları bunu yapıyor. Ama onların da zihinlerine düşmeyen bir soru var. Belki de korkudan akıllarına bile getiremedikleri bir soru bu. Ruhlarına beden ettikleri seksi hangi cennete, hangi kurye ile havale edecekler ben işte bunu merak ediyorum!



Tüm bu düşüncelerin sonunda seksi aralık dile gelir mi? dersiniz..

Aşkın, seks olduğuna inanan bir neslin zihninin kapısını aralamaya geldim. Basit bir soru soracağım. Belki de sadece anoloji kuracağım. Sonra aralıktan çıkıp gideceğim… Aşk gibi penceremi çalan kar tanelerini ardımda bırakıp, seks kokan şehre ineceğim… Sonra yüzlerinize bakacağım. Gözleriniz, verecek bu sorunun cevabını. Sonra sizde bulduğum cevapları usulca fısıldayacağım ..

Aralık sahiden seksi midir?


http://www.birmilyonkalem.com/2008/12/01/editorden-aralik-seksidir/#more-5679

EDİTÖRDEN: BirMilyonKalem Kasım Özel Sayısı

Yaşamda bir son bahar yolculuğuna çıkmak: Yıl 2008…

İnsanın ruhundaki yazkları soyunması öyle kolay değil. Mevsimlerin verdiği bir alışkanlık var. Kış, soğukluğuyla acılara duyarsızlaştırmış bizi. Bu nedenle belki de acılar hep baş köşede oturan misafir. Çünkü onları bellekte canlı tutan çok fazla çakıl taşı var. Ağlamak, gökyüzünde yıldız kaydırmak gibi bu coğrafyada. Bir şarkı başlar efkarlanırız. Sahile vurup kendimizi bir cigaraya sarmak, rakı şişesinde balık olmak! Eskidendi, çok eskiden..

Cıvıl cıvıl sabahlara uyanmak var serde. Maviye tutunmak! Çingene gönüllü pembelere bürünmek. Beyaz bir akşamın koynundan, ılık meltem rüzgarlarının bedenimizi okşadığı sabaha uyanmak. Yollara vurmak ruhumuzu.. Olmadı balonla turlamak belki dünyayı. Rüzgar kovalamak belki bir motorsikletle. Yusufçukları yakalamak dağ köylerinde. Gömlekleri yırtmak kiraz ağaçlarında. Bir başak tarlasında sevdaya tutulmak. Yağmur duasına çıkmak, ruhumuzda kelebekler uçussun diye.Kozaladığımın dünyası oyalar bizi. Oyaladığımın dünyası kozalar bizi.. İşte o vakit düşünürüz... Sarının seranatı başladı mı bu coğrafyada bahar gelir. SON! Soluk alırken burnumun direği yanar.. Bilirim! İşte O zaman bilirim gelişinden son baharı.. Kaçırmak var seni serde. Sonbahar gibi sonlamak yüreğimde...Bunların hiç birini yapamadık mı? Dertlenmek yok? Akıl yolculuğuna çıkma zamanı. Cama burnumuzu dayayıp bir düşe dalmak usul usul, ta ki iş bizi uyandırıncaya kadar. Geçen ömrümüzün anılar sokağından birine takılıp kalmak yerine, bir solukta yaşamın sonbaharlıklarını giymek yeniden!Bir milyon kalem editörü olmak...

Belki, "Haziran' da mavi benekli bir çocuğuz kimsenin bilmediği*". Kaptanın seyir defterine not düşmek gibi bir şey bu. Günler, hayat denen ormanda yolumuzu bulmamız için bize bırakılan taşlar sanki. Kuşe kağıda basılmış ve kapağı hiç açılmamış dolap süsü olarak kalan bir kitap değil ömrümüz. Yaşamın nabzını tutmak gerek. Yaşam sadece çok uğraşıldığında eve gidiş yolunu bulmak için kullanılan bir bilet değil.

Sahi, sizin son zamanlarda yaşadığınız en güzel deneyim nedir?

Yaşam, insanı şaşkına çevirebilir. Zaman akıp gitmekte. Bu gidişin yarattığı şok dalgası bedenin her köşesinde yankılanmakta. Yorgunluklar, hastalıklar, derin çizgiler... Hepsi bizden yaşama bir armağan, belki de yaşamdan bize...

Yarı baygın bir güneşin altında, dudağımızda çapkın kedi gülümsemesi ile sonbahar yolculuğumuza başlıyoruz. Ömür, rüzgarda savrulan bir şifon etek misali. Açılsa etekler dünyayı görsek ama günah, sevap demeden. Bir uçurtmanın ipini, bir bisikletin gidonuna bağlayıp yaşamak. Sonbahar olmak...

Ufuk çizgisine meydan okuyup, bir baharlık ömrü sürdürmek zamanı..Yaşamın sonbaharını yaşamalı şimdi..Kalemler yazdı ruhun üflediğini.. Akıl şimdi ruh toplamakta kendine..
Okumak!
Hissetmek!
Düşünmek!

3 Kasım 2008 Pazartesi
BirMilyonKalem KASIM ÖZEL sayısında sizinle...
* Atila İlhan'dan alıntıdır...