kavuşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kavuşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Masalımı Geri İstiyorum


Herkes masalların sonunu merak eder
Gökten yollanan elmalardan payına düşeni almak için


Masal yaşadım
Kendimden geçemedim
Birden öteye gidemedim
Ne masal oldum, ne de birinin masalı
Ne gökten birinin başına düştüm
Gökten benim başıma da sahiden hiç elma düşmedi…
Kaç tane benden var diye düşünüyorum şimdi…

İçinde gezindiğim masalları diziyorum yan yana
Kibritçi kızı
Hanseli
Pinokyo’yu
Ağlayan Nar’ı
Uzak diyarları


Kaç tane SEN var diyorum kendime
Söyle!
Kırılgan çocuk
Hınzır aşık
Eğimine yandığımın dünyası hüznünden eğilmiş
Kaldır başını
Gözlerin kamaştırsın dünyayı

Kendine güven zırhının altındaki çocuğa bi dokunsam
Tam yüreğine çerçeveledim kendimi diyorum
Ardıma dönüyorum yoksun
Tutsaklık değil ki sevda
Bunu neden bilmiyorsun?

Musa’nın yüreğine, Yaratıcı’nın dokunduğu yerdeyim
SİNA’daYIM!
SEN’deyim..
Bildin mi ben kimim?

Yarı çocuk, yarı KADIN bir gülümseme yüzümde
Yalın ayak sana geliyorum
Yalın yürek bir tek sana geliyorum
Işığa doğru yol alıyorum
Sana geliyorum
Bekle..

Sakın başını öne eğme
Sendeki beni sakın düşürme..

Masalımı geri istiyorum..
Rüzgardan atına bin
Gel!
O gün ki gibi tut elimi
Gidelim…

Düşlerimi gerçeğe çevirensin
Artık SEN masalında bir varmış ama hep varmış diye yaşamak istiyorum..


Bir yer, iki nokta...


Güneşe mi kanadı baharın be Mart?
Gülüşüne gizlediğin gamzelerin volkan gibi patlamakta
Seni görünce kışa mı kaçalım, yaza mı saklanalım?
Sözde adın bahar!
K'ar temizler mi sandın
Yürek izlerini
Zalimi sezdiren Mart..
Nisan ardına saklanmamış..
O benim ruhumda hareket eden KADIN!

Giderken kapat kapını, kilitle kendini..
Kimse görmesin seni
Benden önce kimse görmesin seni!
Benim göremediğimi gören göz var mı ki?
Göremediğim neresi ki..
Bir yer!
İki nokta!
Üryan yankıların hangi bedende saklı
Kimde kozalandın söyle!
Bunları düşündükçe kanarım kadınlığıma
Ertelenmiş bedenime kar yağarken ince ince
Bilesin!
İnleyen toprak değil, yürekçe
Sarılmaya başladın zamanın beline
Yalın ayak geceye koşan bir kadın gündüz şimdi şehrimde
Sen Nisan'a, gündüz geceye dönerken
Geleceğim bekle
Sana uykular taşıyacağım deliksiz!
Uykundaki düşken gerçeğine döneceğim
Kahvaltısız sabahları bitireceğim.
Yarım kalan kelimeleri tamamlayacağım..
Aklımdan çıkmayanları fısıldayacağım..
Göremediğim neresi ki..
Bir yer!
İki nokta!
Seninle aramızdaki mesafe dünyanın hiç susmayan ilahisi
On gelir
Bir çağrı vaktinde kavuşuruz
İnanmayan bahara sövsün!

SEN GİTTİĞİNDEN BERİ GÜNEŞ KOLLARI KISA GELEN BİR HIRKADIR BANA


Adım Uzağa Giden
Başka coğrafyalarda etek sürümenin hazzını almış biriyim.
Gözüm hep uzaklarda..
Uzağın da uzağına gitmek var hep rüyalarımda.
Mavi tutunmak
Sarıya kaçmak
Kırmızıyla coşmak
Kuşlarla yoldaşım aslında
Rüzgarla karındaş
Canımı sana hırka yaptığımdan beri
Kendini yola vurmuş Kays'tım aslında..


**
Ama son birkaç gündür uzaklar acı verir oldu bana.
Gidemiyorum!
Seni bekliyorum..
Bi sofra kurdum bize
Aslında bi dünya kurdum ikimiz için
Bekliyorum..
Gelmeyeceğini biliyorum
Bekliyorum!
Belki de kendime gelmeyi bekliyorum
Sana gittiğimden beri
Unuttuğum kendime gelmeyi bekliyorum

**
Her nefes alışımda içim sızlıyor.
Olduğum yerde duramıyorum.
Yaşam hüzünlü bir peçe gibi indi yüzüme.
Örttüğü sadece yaşlı gözler.
Yoksun!
Öylece gittin.
Neden gittin bilemedim.

**
Senin yaşam haritan da planlara yer yok.
Benim bunu öğrenmem zaman alacak.
Çünkü benim her şeyim planlanmış durumda.
Soluğuma bile hükmetmeye çalışıyorum.
Ciğerlerime sürekli gökyüzü kaçırıyorum.
Senden sonra bunu beceremiyorum.
Yüreğime kaçtığından beri sen hep boğazıma bir şey takılıyor.
Seni çıkarıp alamıyorum.
Sensiz nefes alamıyorum.
Yalanmış aşk üretken olduğunda güzel masalları.
Senden ayrı düşünce ciğerlerim kavruluyor.
Bi damla susun sen.
Ölüyorum desem avuçlarından su içirir misin?
Gelir misin?

**
Gün hırkasını giyemedim bugün.
Zamana tutunamadım.
Beklemek ne kadar zormuş.
İlk kez uzağa gitmiş birinin dönmesi bekliyorum.
Hangisi daha zor diye düşündüm.
Giden birini beklemek mi yoksa uzaktan dönen birini beklemek mi?
Bir kelime oyunu değil bu.
Sadece dönüşlerde rastlanan o derin korku içimde.
Gel artık!

**
Güne daha bir erken başladım.
Siyah çaldım, beyaz için.
Ömrüme, siyahtan ekledim uzun beyazlar için.
Siyahla, beyaz birleşince tümlenmiş bir zaman mıdır gün?
Hangimiz gece, hangimiz gündüz bilemedim.
Son günlerde sevdiğim şarkının sözü takıldı aklıma
Susma bir şey söyle biraz olsun yardım et.
Gelemiyorum üstesinden ben bu aşkın tek başına.
Susma sen sustun ya yalnızlık çöktü üstüme.
Anladım bu rüya anladım bu son veda.
.”
Sakın habersiz gitme bir daha.
Sakın veda etme!

**
İçim üşüyor.
Süte boğulmuş kahve ısıtmıyor bugün beni.
Sen gittiğinden beri güneş kolları kısa gelen bir hırkadır bana.
Ben kollarımı çekiştirdikçe sünmek yerine daha da kısalıyor bu hırka.
Gel artık!
Sarıl!
Sımsıkı sarıl!
Adımı fısılda kulağıma..
Bi daha gitmeyeceğim de.
Uzağa Giden bir daha sensiz bi yere gitmeyeceğim de.
Nereye gidersem gideyim seni götürüyorum, hissetmesen de yanımdasın deme.
Yaşamımda ilk kez somut bir şey istiyorum.
Dokunmak istiyorum.
Konuştuğumda yüzündeki çizgileri görmek istiyorum.
Güldüğünde o çocuksu sesin içine karışmak istiyorum.
Yol boyu el ele yürümek, kaleleri fet etmek istiyorum.

**
Yola yetim kalmış bir güneşle devam etmek istemiyorum.
Siyah ve beyazıyla tümlenmiş bir güne yelken açmak istiyorum.
Gel artık..
Sensiz yaşamak istemiyorum!

NİSAN'IN EYLÜL'E HAYKIRIŞI: Başka Bi Mevsimde Kavuşuruz

İşe geldim biraz erken, tıpkı sana geldiğim gibi.
İlk defa birine geç kalmadığımı düşünüyorum takvimlere inat!




İnsanın kendine gelmesi işte bu..
Kendime geldim.
Sana geldim.
Kendimi, Sen'den ayrı tutamıyorum bedenime inat!
***
Ortancalar aldım.
Ellerim koksun istiyorum başak başak..
Sen başak!
Ben başak!
Bi toprakta yan yana çırılçıplak uzanmak..
Karaca Ahmet diyorum Sana!
Gülümsüyorsun!
Sonsuza kavuşmak..
Çırıl çıplak..

***
Nisan bugün küskün..
Elinden şekeri alınmış küçük bir kız çocuğu..
Bisikletinin tekeri patlamış belki bi oğlan..
Şehrim parçalı bulutlu Nisan..
Yalın ayak tarlada koşan bir çocuk yüreği rüzgar
Süslü bir kızın eteğini havalandıran hınzır bir esinti belki..
Deniz kıyısında oturmuş siftahını bekleyen bir martı yüreğim..
***
Çal be kapı!
Mühürlendin mi sende yüreğim gibi?
Çal artık..
Haydi!
Çık gel artık
Sarıl bana sımsıkı..
Bi daha gitmeyeceğim de.
Bi daha hiç gitmeyeceğim!
Gel demek senin hakkındır de..
Benim sana gel dediğim gibi!
***
Sadece sesine dokunmak!
Sadece kelimelerde yürümek!
Sadece ..
Sadece..
Bu gün yüklerimizi paylaştık..
Sen!
Ben!
Yüreğim bi avuç çiy tanesi
Yüreğin bi gül!
***
Gülün üzerindeki çiy tanesiyim ben!
Yüreğin gül senin..
Ben üzerindeki bi damla su tanesi..
Ah Sevdiğim!
Bilmezsin sen çiy tanesini
Akıp gider..
Karışır toprağa..
Akıttığın göz yaşıdır çiy tanesi.
Oysa o seni düşürmemek için akıtır yaşlarını yüreciğine!
Bunu sadece yüreği nisan olanlar bilir..
***
Nisan bu yağar şimdi tokat tokat!
Canı yanınca inler çisil çisil..
Sonra ince bi sızı gibi yakar
Nisan!
Zalim Nisan..
Çekip giderken yüreklerde hep bir sevda bırakır
Sevda nisan gibi kalır!
***
Gün sen diye inliyor şimdi..
Bu gri renk nisan değil!
Oysa nisan yedi renktir..
Bu sadece sensizliğin çığlığı.
Yağ be yağmur..
Nisan!
Yağmur!
Sen!
Ve ben..

Bi başka mevsimde kavuşuruz..
De'mi?