ayrılış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayrılış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Elma

Siyah kazağını giyinmişsin yine
Fonda hep türküler çalıyor
Gidiyor musun?




En çok gözlerine bakmayı özledim
Uzun uzun
Bakışlarımın yakalanma korkusundan uzak

Gözlerine, gözlerimle dokunmayı özledim
Şehrin,
Geceye sunni ışıklarla kafa tutması gibi

Sana uzaktan bakmayı öğreniyorum
Şehrin,
Karanlıkta kaybolması gibi

Arkamı döndüğümde seni göreceğim sanki
Gözlerine bakacağım
Şehrin karanlığında kaybolmuş gibi
Dolaşıp duracağım içinde
Sonra masallarımı anlatacağım usulca

Benim dilimde
Bildik masallar yeniden yazılacak
Şehrin,
Dar sokaklarını kendimize beden yapmamız gibi

An gelecek
Gökten elmalar düşecek
Her masalın sonu böyle değil mi?

Bizim elma bölünecek ikiye
Biri sen, biri ben
Yaşayıp gideceğiz öylece
Bir elma olabilme beklentisiyle...


Her terk edişte yükü çeken şarkılar vardır..


Akşama yenildim.
Güneş sırtını döndü bana.
Tüm çıplaklığımla kaldım gece gece
Çıplak
Çırılçıplak
Bu öyle bedenin üryanlığı gibi değil,
Üzerine bir örtü örtünce kuşatılacak.
Bu başka bi şey..
Sessizlik
Sessizlik beni yerle yeksan ediyor
Başka bir şey bu
Kelimeler kifayetsiz kalıyor.
İlk kez kendi durumumu anlatamıyorum.

Farkındalık zırhlarım yetmiyor..
Oysa kendimi giyinmiştim ben
Ezber bozan olarak gelmiştim dünyaya
Sadece bu bilgiye inanış bir ezber değil mi aklıma?

Zihin hapishanesine düştüm.
İçimde bi sızı
Geceden korkan bir kadın
Yalın ayak
Ruhu çırıl çıplak
Sözlerden öte

Demokrasi neferi sokak lambası bir yanıp bir sönmekte
Gecenin siyahına yas tutar kediler
Nöbetçiyim bu gece..
Kendime gelmeyi bekliyorum
Ağıran saçlarımdan öte
Çok zordur dayanmak gecenin karasına
Ama öğrendim benden öte kimse kıramaz beni
Gerçekleri kırılmış birinin, hayalleri.........

Salaklık defterime yazdıklarımı sildim
Kader diyorlar
Tesadüftür sayıyorlar
Bilim bile ön kabulle başlıyor
Sonra da varoluşu tartışıyorlar

El fenerleri gölgelemesin artık beni
Şimdiki zaman bezirganlarından kaçtım
Hüzünbaz sevişmelerden
Beyaz bir kağıda yazılacak kelimelerden
Kaçtım!

Savrulan ruhuma baktım
Her terk edişte yükü çeken şarkılar vardır diye mrıldandım

şşşşşş!


KADIN, ADAM VE DÜŞLER…




Acının acıttığı sözler bedende yankı buldu.
Adam tuttu ellerini kadının
Seni kendimde saklayacağım
Seni kendime kaçıracağım
Hayal kurdurtacağım sana
Hayal kurmak güzeldir çünkü
Sarı bir ev yapacağım belki tek göz odalı
Önünde çam ağaçları
Hayallerini anlat bana
Anlatsan bana düşündüklerini onları da inşa edeceğim




Ama sen susunca böyle
Seni kendi düşlerime ortak ediyorum
Sonra bencilce geliyor bu yaptığım
Düş benim, düşünce benim
Seni yarı yolda bırakıyorum
Sensiz olmayınca dönüyorum
Sana sadece baş rol veriyorum
Oyna diyorum
Oyala benim dünyamı!
Seni seviyorum..
Sonra yine olmayınca sessiz bir fırtına başlıyor aramızda
Bana tutun istiyorum
Benim sana tutunduğum gibi.
O ana kadar sessiz kalan kadının zeytin karası gözleri erik gibi açılıverdi birden
Derin bir soluk aldı ciğerler
Kocaman bir haykırış bekliyordu adam sindi kaldı
Kadın o nefese küçük bi öpücük kondurdu adamın dudaklarına
Yıldızları bir bir söndürdüler..
Yıldızlar kendileri söndü aslında
Aşka gitmek buydu..
Kendi yıldızını söndürmek belki..
Aşka sadakatti bu
Işıklar sönünce aşk çıplak kalıyordu
Kendisi gibi geliyordu bedenlere
Nesnesi bedendi geceleri aşkın
Oysa her nesnenin bir bitimi vardı
Aşkı ebedi kılan o zaman başkaydı
Tüm ışıklar söndü



Aşkın nesnesi yoktu artık
Aşk
Kadın
Adam
Seni kendimden ayrı tutmadım ki demişti kadın!
Adam, kadını kendine kaçırmıştı
Uyandıklarında bi soluk mesafesi vardı aralarında
Ellerini sımsıkı tutmuştu adam kadının
Birden kalkınca kadın tüm güzelliği döküldü yatağa
Hızla sarıldı adam seni kimse görmesin!
Yorganı başlarına çektiler
Göz göze geldiler
Kadın başladı konuşmaya
Sen dua ettin mi dedi Hıdırellez için?
Adam güldü tam konuşacakken, kadının bi öpücüğü tüm kelimelerini yutturdu
Ben ettim dedi beni ırmağa götürmelisin..
Çizdim duamı kağıda onu ırmağa atmalıyım
Sonra namaz kılmalıyım
Elini başına yastık yaptı adam..
Ne dua ettin anlat bakalım dedi merakla
Az hınzır
Az alaycı
Erkekçe sordu
Aslında o duanın içinde yolunu bulmaya koyuldu
Kadın, usulca sokuldu adamın göğsüne kuruldu
Cana susamış ten duruldu
Anlatmaya koyuldu kadın duasını adama
Soyundum çıplak gittim bir gül ağacının altına
Adam ve ben dedim..
Ben ve adam!
Gerisi zaten kaderde var
İkimizi çizdim toprağa
Karacaahmet’te yan yana




Mahşer de yan yana
Bu dünya da bir solukta!
Düşlediğim şey bi evde ikimiz yan yana
Uzanmışız bir koltuğa aynı kitabı okuyoruz
Altını çizeceğimiz yerler farklı onun için atışıyoruz
Bi tabaktan yemek yiyoruz
Dostlar gelince bi koşu bakkala gidip son paramızla kahve alıyorsun
Sobada hamsi yapıyoruz
Sokak kedileri evin önünde
Kılcıkları biz yiyip, balıkları onlara veriyoruz
Şarkı söylüyoruz
Türkü söylüyoruz
Şiir dinliyoruz
Geceyi biz kovalıyoruz
Sabahı biz yakalıyoruz
Yaşıyoruz!
Adam birden doğruldu..
Gitmek bu işte dedi.
Kendine gitmek!
Uzağa Giden kendine git diye fısıldadı
Saçlarını okşadı kadının
Onu kendine kaçırdı!





Gerisi de vardı aslında
Ama adam sadece o anı yaşamak istedi
Aşk belki sadece o anda vardı!
Adam aşkı yitirmek istemedi !