GÜNEŞ YAĞMALARKEN BEDENİMİ

seher yeli çık dağlara
güneş topla benim için
haber ilet dört diyara canım
güneş topla benim için
Zülfü Livaneli


Gecenin karanlığına sarılmış olarak bırakmıştım en son kendimi. Şimdi hınzır bir kedi gibi güneş tırmalıyor yüzümü. Sen ne zaman geldin diyorum! Konuşmuyor benimle.. Gitmedim ki! Senden hiç gitmedim ki diye mırıldanıyor.. Bırakmadın beni! Konuşmak istemediği her halinden belli. Zaten söze gerek yok. Yüreğiyle gelmiş. Uzak yollardan gelmiş. Bi geceyi kat etmiş bana gelmiş. Öyle ağır ki yüreği.. Bırakmadın beni diyor yeniden.. Defalarca dudaklarından aynı sözler dökülüyor.. Bırakmadın ki beni.. Bırakmadın!

Hiç kıpırdamadan tenimin üzerinde gezmesine izin veriyorum güneşin. Anımsasın istiyorum beni. Kendinde sakladığı beni anımsasın! Bulsun! Hiç unutmasın beni! Öylesine ağır hareket diyor ki. Zamana direniyor güneş. Sanki hep bu saati paylaşacağız. Ömrümüz bu saatten ibaret.. Zaman ilerlemeyecek. Güneş bende can bulacak, ben güneşte. İşte bu nedenle usulca bana hükmetmesine izin veriyorum. Güneş bedenimde dans ediyor. Gözlerimi açmak istemiyorum! Güneş bedenimi yağmalıyor. Bi ölü gibiyim yatağın içinde.. Bi güneş, bi ben! Alabileceği her şeyi alıp gidecek biliyorum! Yerle yeksan olacağım biliyorum! Güneş! Yağmalarken yüreğimi içimden ağlıyorum.. Senden gidiyorum güneş! Ben gidiyorum!

Kaçma diye fısıldıyor.. Kaçmıyorum! O fısıldıyor, ben haykırıyorum.. Uzaktan gel artık diyor.. Uzaklar seni yağmalıyor..

Düşün! Düşün diye haykırıyorum. Biri öldüğünde önce bedeni yağmalanır.. Toprağın kollarında uyurken önce böceklerin istilasına uğrar beden.. Sonra eşyaları yağmalanır.. Hemen terlik ve hırka uzaklaştırılır evden. Ardından ayakkabılar ve elbiseler verilir. Görünen şeyler yok edilir. Acı yağmalar eşyaları. Tek mitleşen etrafa serpilen resimlerdir. Acı elleşemez resimlere. Resimler yağmalar acıyı. Yıllarla birlikte resimlerde hapis oldukları albümler içinde solup gider. Zaman yağmalar acıyı! Arada bir bazı şarkılar anımsar bu dünyadan geçenleri.. Zihin unutunca şarkıları dünya yağmalar acıyı!

Güneş yağmalarken bedenimi içimden geçenlere serzenişte bulundu! Yeter! İstediğim sensin, ten değil ki.. Sıyrıl tüm düşüncelerden! Ölülerden! Gidenlerden! Gelenlerden! Kalanlardan! Kendinden! Sadece tende dans değil benim ki. Seni istiyorum! Seni! Güneş yakarken tenimi en kuytulara kaçmak istedim. Gömüldüm yatağın içine! Güneş soyarken yüreğimi daha bi sarıldım yorgana. Güneş hissetti beni! Çık geçmişin koridorlarından. Bırak yağmalamayı geçmişi. Döşte bıçak yarası gibisin.. Ya bırak beni, ya da gel bana! Eğreti kalma.. Bırak zihni, bırak bedeni.. Bölünmüş bi sen istemem! Bi kadın gibi gel bana! Bi bütün olarak gel bana. Güneşe soyundunsa kendin gibi gel bana.. Yalnız olmak bir seçimdir! Sevişirken bile yalnızsın.. Tek olmak! Duyguda tek, düşsel de tek, acı da tek, mutlulukta tek.. Bi isyan seninkisi.. Bi nisyan! Çık artık umutların arasından! Çık artık kirpiklerin karasından!

Güneş topla kendin için..


1 yorum:

paradoks dedi ki...

güneş yok şimdide.. ayın şavkı var yüzün üstünde.. bilinmezmi ki her sabah yeniden umutlar toplanacak havadaki kuş izinde.. o zaman yerlere saçılan bu hüzünler niye?..