BEKLEME! BELKİ GELMEM! GELEMEM! 5 DAKİKA BEKLE GİT*

Sana geliş biletimi kaybettim. Evet! Geliş biletimi kaybettim. Bunu sana söyleyecek gücüm yoktu. Son konuşmamızda sevda sözlerindeki cimriliğimde bundandı. Bu cümleyi defalarca kendime söyledim. Biletimi kaybettim! Ama sana diyemedim...

Nasıl istedim sana gelmeyi. Hayalini kurduğumuz her şeyi yaşayacaktık. Biletimi kaybedişim, gerçeğimizin kırılması oldu. Dünya yüreğime battı. Çıkaramadım. Öğrendim ki, gerçekler yapıştırılmıyormuş sevgilim. Gecelerce koynumda tutsak ettiğim kavuşma arzumuzu bir bilete yükledim. O da uçtu gitti. Yaşamımız boyunca hep peşinden gittiğimiz ideallerimi bir bilete yükledim, onu da kaybettim.

Hüzün dalgasını savmaya çalışıyorum üzerimden. Düşünüyorum. Belki kavuşamadık ama, hep bunun hayaliyle yaşadık. Pişman mısın? Ben değilim. Kavuşmak değildi ki özlediğimiz. Bizim ki boşa geçirilmiş bir hayat değil. Sadece özlemek ve beklemek arasına sıkıştırılmış bir hayatı paylaşmadık seninle. Başkalarından kaçırarak kendimize sakladığımız bir yaşamı solumadık. Bu coğrafyanın rüzgarında savrulmadık. Başka yaşamların içinde kaybolmadık. Ellerimiz toprak gördü, gömülmeden. Ellerimiz çiçek derdi. Ellerimiz başak topladı. Ellerimiz ellerimizi sardı. Tüm bunları zihnimden geçirmek avutmuyor beni. Anımsamalar canımı daha acıtıyor. Sana geliş biletimi kaybettim!

Bu cümleyi her söylediğimde bir ürperti ile sarsılıyor içim. Bana ezberlettiğin o şiiri anımsamaya çalışıyorum. Bellek antolojim ihanet ediyor bana. Ellerimden yağmurlar taşıyor, gözyaşlarım ellerimde sel oluyor. Dudaklarım dile geldi sevdiğim… Senin öğrettiğin şiirini mırıldanıyor dilim Bekleme! Bekleme! Gelemem. Beş dakika bekle git..

Gel diyorsun uzaklardan bana. Gelemem! Bekleme. Beş dakika bekle ve git. Yollar çıkmaz oldu. Soluk aldığın şehri dinledim bugün. Şehir sessiz. Yürek sessiz. Yürek sensiz. Bekleme! 5 dakika bile bekleme. Git… Bir çocuğun bütün oyuncaklarını bir anda yitirmesi gibi bir şey bu. Bir daha hiç çikolata yiyemeyeceğini bilmek gibi. Kaybettim! O biletin içinde, bir dünya vardı. Sen vardın. Bekleyişler, umutlar, türlü masallar. Ben dünya biletimi kaybettim.

Öyle milli piyangodan para çıksın hayali değil bu. Yaşam biletinizi kaybettiniz mi hiç? Bizim düşümüz yolda bir adım atarken, aynı anda soluk alıp vermekti. Kalp atışımız bir, soluğumuz bir. Başka bir şey düşünmemiştik. Aynı dünyada, başka coğrafyaları yaşamaktan yorulan yüreğimizi eylemek değildi. Öfkelerimiz birdi bizim. Memleket sevdamız vardı. Ekmeğe katık ettiğimiz şehirlerimiz. Şarkıların ıslattığı bir gırtlağın kelimelere binmiş yolcularıydık. Döneceğimizi biliyorduk bir gün toprağımıza. Gelincik tarlalarına uyanacağımızı, sümüklü bozkır çocuklarına kaval çalacağımızı, ay ışığında yalın ayak yine ninem masallarını dinleyeceğimizi düşlüyorduk. Romantizm kelimesi anlamını yitirmemiş, aşk outlere düşmemişti. O zamanlar benim sana gelmem için bir bilete gerek yoktu.

Ellerine dokunamayacağım kadar uzaklaştığımız zamanları yaşayacağımızı hiç düşünmemiştim. Senden ayrı kaldığımda yaralarımı memleket aşkıyla sardım. Uzaklığımızın acısı dağlarken yüreğimi, memlekete dair aldığın her haberde griye çalan gözlerini düşündüm her sabah. Kara haberlerin arasına sıkışmış şekilde seni düşündüm. Uzak o zaman uzak oldu işte bana. Oysa aramızda hiç mesafe olduğunu hissetmedim. Çay bardağındaki dudak payı bile yoktu aramızda. Soluğumuzdan bile yakındık. Yüreğimdeki acıyı artırdı her sabah memleket gözlerin. Usulca işe git deyişin çınladı hep kulaklarımla. İşe git, üret ve çocukların gülümsemelerine karış. Bir çocuk gülüşünde bana gel dedin. Burada çocukların gülücükleri kış oldu. Bu diyarın çocuklarının gülümsemesi kış.Yüzleri dondu bebelerin. Gözlerindeki ışık dondu. Bunların tek sorumlusu benim. Gözlerim artık aşkın çocuğu umutu göremez oldu. BEN BİLETİMİ KAYBETTİM! Tüm bu umutsuzluklar içinde bir kez daha gözlerini görebilseydim. Bir sarılabilseydim. Neden biletimi kaybettim? Kendime bunu soruyorum... Sessizlik sarıyor yüreğimi. Derin bir soğuk kaplıyor bedenimi. Yürüyorum.

Sen bu yolları bilmezsin. Uzak değil, yakın değil. Bazı zamanlarda çıkıp gitmek istersin ya öylece. Üşür müyüm, aç kalır mıyım, başıma bir şey gelir mi diye düşünmeden. İçin alır götürür seni. Gidersin. Yol sana karışır. Hiç bilmezsin, ne haldesin? Var mıyım, yok muyum. Öyle bir gün işte. Sana geliş biletimi kaybettim. Yüreğimi kaybettim. Anjiyo yaptılar yüreğime tüm damarlar tıkalı. Öyle yaşayacaksın nereye giderse ayakların dediler. Sana geliş biletimi kaybettim. Nefes alamıyorum. Ne bir türkü, ne bir şiir, ne bir çocuk gülümsemesi kesmez bu acıyı.


Kuşlar dümen kırmışlardı Sana doğru.
Sokak güvercini de bekler ama biz gelmeyeceğiz.
Bu mevsim ayılar uyumadı, kuşlar göçmedi, biz de biletimiz kaybettik gelmeyeceğiz..
SEN’in için son söz sevdiğin şairden!
*Attilâ İlhan'a saygıyla..........


Sen İstinye'de bekle ben burdayım
İçimde köpek gibi havlayan yalnızlığım
Çünkü ben buradayım karanlıktayım
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
Şarabım bütün ekşi suyum soğuk
Yanımda olmadın mı seni daha bir çok seviyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
Yüzünü ıslatmadan ağlayabilir misin
Yarı geceden sonra telefon ettin mi hiç
Karanlık adamlar hüvviyetini sordu mu
Ben senin olmadığını arıyorum
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
Bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor sana ait ne varsa
Hiçbiri benim değil
Belki ölmek hakkımı kullanıyorum
Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git
Belki gelmem gelemem 5 dakika bekle git!


2 yorum:

paradoks dedi ki...

belki gelirim gelincik.. :)

beenmaya dedi ki...

zamanı belirsiz bir başka bilet...
olmaz mı...