Özgürlüğe Nüfuz Etmek: Eski Teraneler..

Özgür olmak!
Kimse tarafından mecbur bırakılmamak..
Kimse tarafından sınırlandırılmamak..
İşte benim özgürlüğe çizdiğim sınır bu.

Tanımlamak bile, sınırlandırmak değil mi özgürlüğü?

Eğer biri, siz aksini isterken, sizi bir şey yapmaya zorluyorsa veya istediğiniz bir şeyi engelliyorsa özgür müsünüz?

Bugün yaşadığımız, artık azatlı özgürlüktür. Azat eden ve edilen arasına sıkışmış bir özgürlük.. Azad eden kim? Azad edilen ne? Yani belirli şeylerin nasıl olması gerektiğine karar verme inisiyatifine sahip olmadan özgür olunabilir mi?



Azatlı özgürlük; düşünce ve eylem arasında ki denge olarak düşünülebilir. İnsan, düşüncede özgürdür. Düşünürken olmazları olur yapabiliriz. Düşüncenin ahlakı yoktur, o sonsuzdur. Düşüncede doğmalar yoktur, o yolsuzdur. Düşünce, işte bu nedenle köle değildir; ancak suçludur. Ben yedi yılık bir esaretten geldim. Düşünceden, düşüp geldim. Sadece bir çiy tanesiyim. Ama, zihin en büyük hapishane olduğunu çok iyi bilirim. Günaha soyunur çoğu zaman zihin. Sorar? Sorgular! Çünkü o düşünür. Eylemlerinse ahlakı vardır. İnsanı bağlayan da eylemlerdir. Bu nedenle eylemler kanundur, yürürlüktedir.
O halde eylemlerin, özgürlüğünü belirleyen nedir?

İblis ?!



Eylemleri özgür kılan İblis midir? İblis özgür müdür? Kendisi özgür olmayan eylemleri özgürleştirebilir mi? İblisin işi insanı yoldan çıkartmaksa, sadece bir misyon adamıdır. Kendi iradesi yoktur. Sınırlı bir zamanda, sadece kendine biçilen işi yapmaya mahkum edilmiştir. O halde iblis yolludur; yani, tanımlanmış bir hayatı sürer. Oysa insan yolsuzdur. Çünkü düşünendir. İnsanında, iblisinde mahkûmiyeti aslında kendi iradesidir. Ortak paydaları ise seçme özgürlüğüdür. Azatlı özgürlükteki, azatlı seçme özgürlüğü..

Yaratıcı, insan ve iblise en büyük cezayı, daha var oluş destanının başında vermiştir; seçme özgürlüğü!
Siz cezanızı aldınız mı?
Sahi siz en son kendi iradenizle neyi seçtiniz?

İblisin, mahkûmiyeti saplantılıdır. Gönüllü mü yoldan çıkmıştır sahi iblis? Kendini göstermek, ben de varım demek için illa ki kötü mü olmak gerekir? İblis belki de kendilik keşfine yenilmiştir. İblis bir ergendir! Ergenlik bireysel bir keşiftir. Ne çocuk, ne erişkin.. Sadece bir zaman dilimine sıkışmış bir nefeslik ömürdür aslında İblisinki. Kendi git ve gelleri arasında savrulup duran bir ömür. Savruluşlarda özgürlük olmaz. Bu sadece bir uçtan diğer uca arayıştır! Bulunacak nedir? Soldan sağa, sağdan sola beraber ve solo geçişlerin olduğu siyaset sahnemiz aslında bu buluntuların göstergesidir. Antik kent! Kalıntılar bize neyi gösterir! Özgürlük! Adını sıramıza yazdığımız özgürlük..

Karanlık adamların hüviyetinizi sorduğu zamanlar…. Eyvallah deyip sırtımızı dönüp gittiğimiz zamanlar…. Yüreğimizi memleket diye attırdığımız zamanlar…. Bir ulusun var oluşunun adının çetelerle kirletildiği zamanlar…. Özgürler! Ne kadar özgürsünüz?
Azatlı mısınız?

İçinde yaşamaya değer tek toplum, özgür insanların kendi kendilerini yönettiği toplumdur. Köleler ancak kendi kendilerini serbest bırakırsa özgür olabilirler. Eğer onların zincirlerini bir başkası kırarsa köle özgür değildir. Bu sefer de kendi zincirini kıran kişinin kölesi olmuştur. İnsanın özgüleşmesi için kendini keşfetmesi gerekir. Bu bir kaderdir. Günahlar ve sevaplardan öte, iblis ve melekten öte bir keşiftir bu. İnsan kendi özgürlüğü için kendini bilmelidir. İlim kendin bilmektir.
Özgürlük kendini bilmektir.



Bir şeyi gerçekten kendimiz için seçebilmek çok değerli bir yetidir. Kant, değerli olan tek şeyin rasyonel seçimler yapabilme olduğunu vurgular. Dünyada ve ötesinde, iyi istenç niteliğine sahip olmayan iyi bir şey tasavvur etmek imkânsızdır. Kant için iyi bir hayata sahip olup olmadığımızı belirleyen şey, yaşadığımız tecrübeler değil, yaptığımız seçimlerdir.

Seçimim nedir?
Benim seçimim kader yolunda yürürken ona hükmetmek değildir.
Sadece kaderimi seçebilmektir!

"Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, "ne yaparsak yapalım kaderimiz böyle" deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamı değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin." (Aşk Şeriatı, sf: 275 - Elif Şafak)



9 yorum:

meltem dedi ki...

ya paylaştığın için gerçekten çok teşekkür ederim. beni çok etkiledi bu yazı ama sanırım bunu daha 2-3 kez okucam uzun uzun:)
sevgiler

efsa dedi ki...

Evet bende 8 yıllık bir bir esaretten çıkıp geldim. Özgürmüyüm evet. üstelik bunların düşüncede kalmamasını da sağlayarak cesaretliyimde.
Benim, kendimle mutluyum, ama toplum olarak o kadar çok iblis varki. Ha suçlu aramak değil, bunu topluma yapıştırmak değil. Koskoca bir amalar var etrafımızda. İnsanı acıtan.

LoLLa dedi ki...

bende kendi irademle (ama ağlaya ağlaya) sevdiğim ama beni sevmeyen adami terkettim..
özgürlük isteği aci verse de değmekte sanirim aciya..

Kara Kalem dedi ki...

Tutamayacağın sözler verme demişti Kadın

Tutamayacağım sözlerim olmadı hiç dedi Adam

Tutamayacağını bile bile dokunma dedi kadın

Tutamayacağım kadar yakınsın dedi Adam

Düşününce
Hem Adam
Hem Kadın
Özgürken bile
Birbirlerini sevebildiler

Enis Diker dedi ki...

Özgürlük bizim seçimlerimiz evet , siçimlerimiz neye göre ? İstekler, alışkanlıklar, arzular, geçmişimiz - seçimlerimiz özgür mü? Belki aşka yürüyecek kadar bağlardan kopan özgürdür kimbilir :)

Uzağa Giden Kadın dedi ki...

Her birinize ayrı ayrı diyeceklerim vardı. Ama az evvel evladının kaybını öğrenen bir babanın merdivenlere yığılığ oğlum diye göz yaşı akıttığını gördüm.
On hayat, on yürek ve onlarcası....

Dilerim onlar sahiden özgürdür.
He birimiz başka bir rolü oynadığımızı sanıyoruz. Aynı sahnenein oyuncuları neden bilmez ki sergilenen tek bir gösteri var. O da sadece 1 perde....

Gelip geçen, yürek koyan, akıl eken herkese selamlarımla.
Şehitlerimizin ruhu şad olsun!

efsa dedi ki...

Allah ailelere sabır versin. üzgünüm.

Adsız dedi ki...

Yaratıcı, insan ve iblise en büyük cezayı, daha var oluş destanının başında vermiştir; seçme özgürlüğü! demişsiniz. Bu cümleyi adam, havva ve iblise... diye algılmak isterim. Bahsettiğiniz 'seçme özgürlüğü' idrak edenin belirli bir aşamada iradesi ile açığa çıkartığı bir tercihtir. Bir aşamadan bahsedebiliyorsak 'aşamanın' altı ve üstü vardır. Kısaca bu özgürlük var oluş destanının başlangıcına değil ondan sonraki aşamalarından birine tekabül eder düşüncesindeyim.Bu destanda olayın geçtiği yerin Adn cenneti olduğu rivayet edilir. Orası ise ortalarda bir yerdir. Tekabül ettiği yer itibariyle doğrudur, idrak edilebilinir ve yaşanılasıdır. Ama mutlak irade ve yansıması olan mutlak özgürlük alanı değildir. Buradan hareketle size ve Kant'a bir sorum olacak;
İrade eden 1,...n seçenekleri arasında tercih yaparken, onu bu seçenekler arasında şu ya da bunu irade etmesine iten nedir? İrade eden bu iradesinde özgür müdür, yoksa iradesi başka bir iradeyle kayıtlı mıdır? Eğer kayıtlı ise seçme özgürlüğü diye nitelenen bir yanılsamadan öte ne ifade edebilir?

İbrahim Ortaç dedi ki...

özgür sadece bir erkek adıdır ötesi yok..herkes az buçuk köledir...