Yeryüzü Ayetleri

Sessizlik, iyidir bazen;
çok ses çıkartmaktan daha iyi gelir insana.
Belki ondandır suskunluğum.


İnsan, yaratıcısına bir kez daha başkaldırmaya hazırlanıyor. Kader belki de yeryüzü ayetleri ile yazılacak. İlk ayetler mutantlar üzerine kaleme alınmaya başlandı. Ancak, insan ateşle oynuyor. Cehenneme kaç kaldı? türü bir oyun bu. Her değişim, bir dirençle karşılaşır. Ancak, insanın direndiği kendi aklının sınırlarıdır. Sınırlar aşılmak içindir! Sınırlar her zaman aşılmak için midir?

İnsan ruhunu nadasa bırakalı kaç bahar geçti bilmiyorum. Sadece belli tutkuların peşinden giden sürek avcıları gibiyiz. Tüketim bizi tüketemedi. Biz hala tüketimi tüketiyoruz. İnce ince kendimizden geçiyoruz. İnsan, kendi ırkını bitiremedi!

İşte bu söylemlerden kaçtım ben. Tam yedi yıl bir esaret gömleğini giyindim. İnsandan gittim. Kendimden gittim. Ben kendimden gideli çok bahar geçti. Ben, kendi içime döndüm; ama dünya, dışa açıldı. Zaman durmadı. Zaman değiştirdi her şeyi. İnsanlar, kendilerini tutkularına kaptırdılar. Ürperten insan dehası ruhları sardı, doğa ölüyor. Ben ruhumu nadasa bıraktığımdan beri yağmur yağmıyor bu kente. Tüm lanetlenmiş yaşamlar birleşip şehrime saldırdılar. Şehir, insan mayasının özüyle tanışıyor artık bugün. Kapitalizm artık kendini olgu olarak ifade edecek bedenlerini şehirlere saldı. Suç artık tekel değil şehrimizde. Artık suç fabrikadan halka dağıtılır gibi. Suçun outlet’leri var benim şehrimde. En büyük suçları insan kendi ırkına karşı işliyor. Açlığa, sefalete, ölüme terk edilmiş bedenler ve ruhlar bugün intikam almak için güçlerini birleştiriyor. Bir kaç ay önce Gazze diye çığırtkanlık yapanlar bugün sessiz. Dünya kan ağlıyor. İnsan bu arada ne yapıyor? İnsan kendi sonunun peşinde. Bugünü değil, geleceğini hazırlıyor. Mutant insan doğmak için gün sayıyor...

Kadınların erkek, erkeklerin kadın gibi olduğu bir dünyada kayıplarımı arıyorum. İnsan kendinden öyle sıkıldı ki kendi şehir mutantlarını yaratıyor. Robottan, sanal yaşamdan sonra şimdi de yarı insan yarı hayvan mitlere sarılıyor insan. Zavallı Frainkenstain! Zavallı Dolly! Nereden bileceklerdi insanın yeryüzündeki ilk ayetleri olacaklarını? Oysa onlar masum birer başlangıçtı, Yaratıcı’ya karşı var olma yarışında.

Evrim teorisi canlılığın var olmasının iki yolu olduğunu iddia eder: Doğal seleksiyon ve mutasyonlar. Doğal seleksiyon, çevreye en uygun olanların hayatta kalması ve neslini devam ettirmesi demektir. Yani, günümüzün Amerikan fonksiyonalizmi. Benim işime yaramayan silinsin gitsin dünyadan! Mutasyonlar ise canlı hücresinin çekirdeğinde bulunan ve genetik bilgiyi taşıyan DNA molekülünde, radyasyon veya kimyasal etkiler sonucunda meydana gelen kopmalar ve yer değiştirmelerdir. Mutasyonlar çoğunlukla canlıya zarar verir, geri kalanlar ise etkisizdir.

Hiroşima!



İngiltere'de 200'ü aşkın tıbbi kuruluş ve yardım derneği, parlamentonun her bir üyesine gönderdikleri mektuplarla, hükümetin insan ve hayvan DNA'sı kullanarak hibrid embriyo oluşturma planlarını desteklemelerini istedi. Ortaya ne çıkacağını düşünmeden. Çok tehlikeli bir sınırdayız.

Kan-beyin bariyerime taktım bu soruyu şimdi.

Geçerse insan kıyametine kavuşacak. İşte o zaman Nuh’un Gemisi yapılacak...





Hiç yorum yok: