
Tam ben kıvranırken senden haber geldi. "Sen, böyle yemek pişirmeyi biliyor musun?" dedin. Sen bunları söylerken yanında topuklu ayakkabı giymiş kadınlar geçiyordu. Tıkır tıkır ayak sesleri kalbimi tırmalıyordu. Kara kedileri kaldır aradan, vay aman, vay aman, vay... şarkısı çalıyordu sanki fonda. "Kıskanmayacağım" diyordum kendi kendime. Kıs-kan-ma-ya-ca-ğım! Dünya, siyah beyaz dönmeye başladı o anda. Ayhan Işık arkasını dönmüş, Türkan Şoray parmaklarının yarısını ağzının içine sokmuş ağlıyordu. Kulağımda yankılanan sesin dağıttı o anda tüm düşüncelerimi. Alkım renkli dünyaya döndüm. "Serdar Akinan bir yemek tarifi vermiş, canım çekti" dedin. Yemeğin adı "Ignorantia juris, neminem excusat..." yani "hukuk bilmemek, kimsenin özrü olamaz!" Aşkım! Hukuksuz bir memlekette, ben nereden bulurum bu yemeğin tarifini.
Gel ben sana "l'amour est l'enfant de la liberte" pişireyim. Yani "sevgi özgürlüklerin çocuğudur" tamam mı? Hem de çok kolay bu yemeği pişirmek. Önce Erich Fromm'un Sevme Sanatı kitabının 34. sayfası açılacak. Gerekli malzemeler, bir bir tezgahın üzerine konulacak. Sırasıyla: Filato somon, bir adet kuru soğan, bir adet domates, üç-dört diş sarımsak, defne yaprağı, iki tane sivri biber, bir kavanoz garnitür, azıcık karabiber ve tuz, bir de alüminyum folyo. Yarım çay bardağı öküz gözüne* ve 8 dakikaya ihtiyacımız var. Tam kriz yemeği yani. Her anlamda tasarruf ettin bak.
Şimdiiiiiiiiiiii... Balığımızı, kucaklayacak kadar alüminyum folyo tavaya konur. Öyle benim sarıldığım gibi kocaman değil, senin sarıldığın gibi kemik kıran şeklinde sarmalı folyo balığı:) Somon güzelce tam ortaya yerleştirilir. Sonra halka halka soğan, kabuğu soyularak küp küp doğranmış domates, boylu boyunca uzanıp sarmaş dolaş olmuş sivri biberler, dört yana dağılmış sarımsaklar somonun üzerine yerleştirilir. Garnitürleri de gelin ve damadın üzerine atılan konfetiler gibi serp kuzum. Karabiber ve tuzun geçiş töreni de tamamlanınca, defne yaprakları yorgan gibi somonun üzerini örtsün. Sonra öküzgözü/balzamik sirke özenle balığa içirilir. Sonra folyoya sarılır. Orta ateşte 8 dakika birbirlerine karışmaları sağlanır.
Geriye kalan üç dakika içinde... Masa örtüsü serilir. Tabaklar konur. Çatal, bıçak ve bardak usulünce yerleştirilir. Sonra helvaaaaaaaaaaaaaaa! Helvasız balık, dişsiz ağız gibi olur. Kakaolu, fıstıklı helva, bol limonlu salata:) Salataya zaman kalmadı diyenlere sözüm. Tavuk tüyü yolar gibi parçala marulları, kes domatesleri al sana Akdeniz Salata. Az Yemekteyiz izlemek gerek:) Saç taranır. Sana hazırlanılır. Derkan kapı çalar..
Bugün sana yeterince söyledim mi bilmem ama SENİ SEVİYORUM..
Gitmeliyim! Yemek pişirmeliyim...
* Bu hikaye tamamen uydurma olup, gerçek kurum ve kişilerle yakından-uzaktan bir ilişkisi bulunmamaktadır.
Tek gerçek: YEMEKTİR!
Afiyet olsun!
Edith Piaf - Padam Padam
Yükleyen bisonravi1987
8 yorum:
ehh,sabah kahvaltısında yenebiliyorsa sorun yok,feci halde canım çekmiş durumda :))
yemek tarifimi, aşkın sevginin tarifimi yoksa koca bir hayatın tarifimi bilemedim ama çok keyif aldım çok :)))
Ne iş anlamadım tam bir yemek muhabbeti aldı gitti son günlerde. Yakında "yemekteyiz" programına katılacaksın da onun zemininimi atıyorsun şimdiden.
Bu arada bana göre yemeğin tarifi ve nasıl yiyeceğinin şekli olmaz, damak tadına hoş gelen her şeyi yiyip içebilirisin.
Veya ben çok zevksiz biriyim.
Uğur Erhan
Cok hostu coook, tadi damagimda kaldi:))
Sarma kısmı süper kemik kırar gibi :):) Öyle güzel anlatmışsın ki insanın balık olası geliyor böyle sarılıp sarmalanmak kime kısmet olur ki :):)
:)
Yemek yapmayı seviyorum.
Ara da bir yemek tarifleri yazacağım. Acızcık gündeme banıp, biraz romantizimle soteleyip sayfaya koyacağım.
Hepimize afiyet olsun!
harika............ çok keyif aldım okurken
Ben burdayım,
İster gör, ister görme.
Der gibisin...
Yorum Gönder